Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Erdoğan Teziç, fesih tartışmalarını değerlendirerek, seçimlerin yenilenmesi kararı alındığı zaman meclisin varlığının yenisi toplanana kadar devam edeceğini, fesih durumunda ise hukuki varlığının sona ereceği belirterek, “Buradaki ifadeleri açık kullansak çok daha iyi olur. Bir fesih mi var, seçimlerin yenilenmesi mi var? Bu tür büyük yanlışlıklarda kurallardan çok halkının tepkisinin ne olacağını düşünmek lazım. Eğer halkta büyük bir korku varsa, tepki göstermiyorsa, ses çıkarmıyorsa istediği düzenlemeyi de getirir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün İstanbul’un Büyükçekmece ilçesindeki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na çağrıda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği gibi Cumhurbaşkanının Meclis’i feshetme yetkisinin olmadığını belirten Erdoğan, “Yalan söyleme. Cumhurbaşkanının Meclis’i feshetme yetkisi yok. Ey Kılıçdaroğlu, şu hazırladığımız yasal düzenleme içerisinde çık böyle bir şey varsa bunu ispat et, ben Cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim.” dedi. Cumhurbaşkanı, aksi durumda ise Kemal Kılıçdaroğlu’ndan istifa etmesini istedi. Erdoğan’ın  sözleri fesih tartışması başlattı. Fesih tartışmasına ilişkin ANKA’ya konuşan Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Erdoğan Teziç, fesih yetkisi ve seçimlerin yenilenmesinin farklı konular olduğunu belirterek, “Sadece seçimlerin yenilenmesi diyorsa, seçilmiş olan Meclis’in görevleri yenisi seçilene kadar devam eder. Ancak fesih dediğimiz zaman o anda Meclisin hukuki varlığı sona erer. Fesihte Meclis hiçbir yetki kullanamaz. Meclis ile ilgili Milli Mücadelen gelen temel bir ilkemiz var. Meclisimiz, Atatürk’ün ilk öngördüğü 1921 Anayasa’sında da vardır, bu da Meclisin sürekli toplantı halinde olmasıdır, burada bir ikna yöntemi var, üstü kapalı olarak, ‘Ey milletvekilleri biz kendi kararlarımızı kendimiz vereceğiz, yenisi toplana kadar da görevimizin başındayız.’ Halbuki fesih de ne vardır, karar verildiği zaman dağılıyor, yenisinin seçimi beklenmiyor. Öyle bir yola gitmedi, Mustafa Kemal Atatürk. Pek çok konuyu meclisin varlığı ile sürdürmüştü, devamlı olarak, ‘Meclis, Meclis, Meclis diyordu, kişisel bir yönetimim yok benim, siz ne karar verirseniz bende ona karar veririm’ diyordu” dedi.

-SEÇİMLERİN YENİLENMESİ YOLU İLE HANGİSİNİ İSTERSE ONA GÖRE KARAR VEREBİLİYOR-

Anayasa değişikliğindeki, “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi” başlığını taşıyan düzenlemeyi değerlendiren Teziç, Milli Mücadele yıllarına atıfta bulunarak, mücadeleye başlanırken ‘Meclisin sürekliliği’ diye adlandırılan bir uygulama ile yola çıkıldığını ve Meclissiz bir karar alınmanın öngörüldüğünü anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:

“İktidarı tek kişinin tek eline bırakmak… Daha doğrusu, ‘ben nasıl olsa bütün seçimleri kazandım. Bütün seçimleri kazanan ben,’ öyle demiyor ama öyle yorumluyor herhalde. Nasıl olsa gelirim bütün seçimleri alırım, fesih yetkisine gerek kalmaz. Seçimleri yenileme kararı alarak, 3 defa seçilebilir. Baktığınız zaman bunu kastetmiyor, ‘hüsnü tefsir’ deriz biz, iyi niyetli yorumda. ‘Böyle dememek lazım derken, engel var mı’ diye bir soru çıkar karşınıza, ‘engel yok.’ O zaman seçimlerin yenilenmesi yolu ile hangisini isterse ona göre de karar verebiliyor Meclis, verebilecek. Bizim Meclisin özelliği sürekliliği sağlamaktır. Bu milli mücadeleden gelen bir ilke, tek kişiye bırakmamak. Bu çok önemli. Tek kişiye bırakmayalım. Mustafa Kemal gibi güçlü bir adam bile tek kişiye bırakılması taraftarı değil.”

-HALKTA BÜYÜK BİR KORKU VARSA İSTEDİĞİ DÜZENLEMEYİ GETİRİR-

Meclisin yenilenmesi kararı alındığı zaman meclisin varlığının yenisi toplanana kadar devam edeceğini, fesih durumunda ise Meclisin hukuki varlığının sona ereceği belirten Teziç, “Buradan hangisini kastettiğini çıkarmak yazım. Buradaki ifadeleri açık kullansak çok daha iyi olur. Bir fesih mi var, seçimlerin yenilenmesi mi var? Kısaca fesihte, fesih edilen Meclis o anda dağılır, hiçbir yekti kullanamaz ama  seçimlerin yenilenmesi denilince yenisi seçilene kadar eskisinin görevi devam eder.   Bu tür büyük yanlışlıklarda kurallardan çok halkının tepkisinin ne olacağını düşünmek lazım. Eğer halkta büyük bir korku varsa, tepki göstermiyorsa, ses çıkarmıyorsa istediği düzenlemeyi de getirir” dedi. (ANKA) (YE/ORH)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here