Garip bir haldeyiz. Neden mi? Sadece görevini yapan insanları taktir ediyoruz da ondan!

Adamın görevi bu tabi ki yapmalı” mantığını kaybetmişiz. Görevini yaptı diye taktir ediyoruz ve kişinin başarısını çıkartmadan, başarıya olan ihtiyacını kendi kendimize doyuruyoruz.

Bu doygunluk kişide yeterlilik duygusuna yol açıyor ve bir sonrası için kaygıları, planları ve üretkenliği öğütmeye başlıyor. Ve maalesef bir tane daha “Hallederizz!ci” skorunu hanemize işliyoruz.

Sadece bu sayıyı hanemize eklemekle de kalmıyoruz! Maalesef bu “Hallederizci”’yi makamında-mevkisinde efsaneymiş gibi kalmasını da sağlıyoruz.

Sonra üretken vatan evlatları, efsaneleştirdiğimiz bu hallederizcilerin yanlarına projeleri ile geldiklerinde; projeleriyle yakından ilgileniyormuş gibi davranıp, sırtlarını sıvazlayıp ve tabi ki “Hallederizz!” diyorlar. Bir sonraki görüşmelerde ise gençlerimiz şanslıysa bir bahane ile savuşturuluyor. Şanslı dememin sebebi; gençlerimizin fikirleri küçümsene biliniyor ve hatta azarlanıp sanki tüm vakitlerini bu işe ayırmışcasına şikayet vari konuşabiliyorlar.

Sonra ne mi oluyor? Haberlerde skandal olan beyin göçlerimizle karşılaşıyoruz.

Bkz.

https://goo.gl/66SIzb

https://goo.gl/WkJXEY

Pardon ama “Devletçilik neydi?

Unuttunuz mu? Yoksa işinize mi gelmiyor?

Devletçilik; Bir bayrak yarışıydı. Hatırla!

Sana emanet edilen bu bayrağı bir basamak daha yukarı çıkartmaktı. Lakin sen emanet aldığın bu bayrağı bir sonrakine ya aynı basamakta veriyorsun ya da daha gerisinde. Ama suç maalesef sende değil. Sen bayrağı sabit tutabildin diye, seni övüp başarı doygunluğuna ulaştıran ve seni efsaneleştiren bizlerde!

Oysa dönüp bir bakmak lazım!

Kim herhangi meşru bir şeyde rızıklandıysa onu yapsın, mesleğini sevsin ve bu konuda ilerlesin(Kenzü’l-‘Ummâl, nr 9286) diye buyurmadı mı Hz. Muhammed (s.a.v)?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here