EĞİTİM mi?

Klasik olsun, merhaba ile başlayalım. Başlayalım da hitap kime olsun? Buna siz karar verin.

Evet nerede yaşıyoruz? Nasıl yaşıyoruz? Nasıl düşünüyoruz? Ne için yaşıyoruz? Uzar gider…

Peki biz kimiz? Bu sorunun cevabı o kadar önemli ki! Kim olduğumuzu bilmeden ne olacağımıza nereye gideceğimize karar veremeyiz.

Şimdi sıra diğer soruda, Muhatabımız kim, hammaddemiz ne ve biz onu ne yapmak istiyoruz?

Bunları cidden düşünüp mü karar alıyoruz?

Hadi gelin önce iğneyi kendimize batıralım. Süslü cümleler ile şanlı geçmişimiz yada işte şöyle iyiyiz böyle iyiydik, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, çağdaşlık, muhafazakarlık, demokrasi vb.  kusursuzuzu anlatacak değilim. ( Geçmişim; tarihim, köklerim benim en kıymetlimdir,  o ayrı! ) Bu kelimeler ile başlayan cümleler isteyip de alamadığımız o zaman çalmaya çalıştığımız minarenin kılıfıdır istenirse onu ayrıca izah edebilirim.

 

Alınan kararlarda her konu konuşulmalı, ondan sonra karar almalıyız. Bu yapılıyor mu işte bu sorunun cevabını biliyorum; Hayır.

Önce bizden başlayalım…

Öğretmen devletin, milletin veya geleceğimizin düşmanı değildir. Hamaset güdülürek hah işte şimdi düştün elime denilmesi gereken kişi hiç değildir. Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olunacak kişidir. Denebilir ki, öyle öğretmen olsa bizde onlara köle olurduk. İşte bu kolaycılıktır. Sorumluluklarımızdan kolayca sıyrılıp topu taca atmaktır. Etki olmadan tepki olmaz prensibini yakalamak lazım. Şöyle de denebilir: Fatih yetiştirecek öğretmen olmak için Sultan 2. Murad olmak lazım. Muallime öyle değer vermek lazım vs.vs. laf kalabalığı yapmaya gerek yok. Hangi taraftan başlasak ya bak işte böyle denecek. Lütfen durduğunuz yerden bir kalkın ve diğerinin yerine geçin, merak etmeyin kimlik bunalımı yaşamazsınız! Hümanizm diye bir tabir var duydunuz mu? Bilmem. Hemen celallenmeyin, tabiki duyduk sen ne demek istiyorsun diye. Öyle süslü kelimeleri bilip yapmayanlara ne denir peki… hani klavye fedaileri vardır ya hah işte tam da ondan bahsediyorum.

Değerli meslektaşlarım;

Biz kimiz, ne olmalıyız, nasıl başarırız, kim için yapıyoruz, ne için yapıyoruz, bir düşünelim mi?

Masa başında ne güzel yazılıyor değil mi? Her şey ne kolay çözülüyor. Şöyle yapsalar, böyle güzel olur. Önce evimizin önünü süpürmemiz gerekmiyor mu bizce? Karşımızdakiler kim gerçekten bunu biliyor muyuz? Hemen tabi ki biliyoruz nasıl yani ne demek istiyorsun demeyin lütfen işte öğrenci şöyle, veli şöyle, sistem şöyle diye sorunlardan bahsetmeye. Madem her şey güzel her şey yerinde bizde mükemmeliz o zaman sormazlar mı adama

Usta bu ne?

Çözüm mü tabi ki var…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here