Çalıştığımız kurumun atölyesindeki bir ustabaşı şöyle demişti: “ Biz, sabah işe gelen işçilerimizin önce suratlarına bakar, onların psikolojik durumlarını anlamaya çalışırız. Eğer işçinin morali bozuksa, bir sorunu varsa, onu daha hafif bir işe yönlendiririz. Morali bozuk bir işçi, dikkat isteyen bir işte hem verimli olamaz hem de her an hata ve kaza yapmaya meyillidir! ”

İnsan güvenli, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ortamda yaşamak ve zevk aldığı işte çalışmak ister. Ancak bu her zaman mümkün değildir. Günümüzde kime sorsan stresli; öğrenci, öğretmen, çalışan, idareci, hakimi, savcısı, doktoru, hemşiresi, ambulans şoförü,kısacası herkes stresli. Durakta beklerken, arabada giderken, trafikte, işte, acil serviste, yoğun bakımda, ASM, TSM, yani kısaca aklına gelinen her yerde. Dünya işleri bitmiyor, bitince korku filmi gibi müzik ve ışık efektleriyle yine geriliyoruz…

İşyerlerinde çalışanlarda görülen hastalıkların % 60’nın iş stresi kaynaklı olduğu belirlenmiş. Eşitsizliğin, rol belirsizliğinin, mobbingin, kısıtlı zaman ve yoğun iş temposunun, değerlendirme kriterlerinin belirsiz olduğu işyerleri strese en açık yerlerdir. Milli eğitim ve sağlık en çok şikayet edilen kamu kurumlarıdır.

İş stresinin nedenleri kısaca şunlardır; rollerdeki belirsizlik, rol çatışması, kişiler arası çatışma, şiddet, ayrımcılık, taciz, mobbing, terfi ve atama dengesizliği, ücret eşitsizlikleri, adaletsiz performans değerlendirmeleri, yoğun iş yükü, zaman yetersizliği, vardiyalı çalışma, kalabalık ve fiziki olarak kötü çalışma ortamları, fiziksel, kimyasal, biyolojik risk faktörleri, dengesiz beslenme, uyarıcı değeri fazla maddeleri çok tüketme (çay, kahve, vb.), uzun süreli uykusuzluk, yetersiz bilgi donanımı, yeteneğe uygun olmayan işler, uyuşmayan ya da belirlenmemiş hedefler, kişisel ve ailevi sorunların işyerine taşınması…

Stresten etkilenme derecesi bireyin kişilik yapısına, cinsiyetine, yaşına, ailevi ve ekonomik durumuna göre de değişebilir. Bazı insanlar büyük yaşam stresleri ile kolaylıkla başa çıkarken, diğer insanlar en ufak çaptaki sorunlarla bile baş etmede zorlanabilirler. Bu farklı tepkileri oluşturan, stres yaratabilecek türde olayları algılama ve onlara tepki göstermedeki bireysel ayrılıklardır. Stresle başa çıkma yöntemleri çok önemlidir. İş stresinden tamamen kaçılamaz ve yok edilemez elbette ancak stres doğru yönetildiğinde aslında büyük bir güçtür. Önemli olan stresin ne kadarını taşıyıp taşıyamayacağımızdır. Kontrol edilebilir düzeydeki stres eşik değeri aşıldığında, artık ondan korunmak yerine onunla birlikte yaşam düzeni kurulmalıdır.

Stres vücutta; nabız ve tansiyon değişikliği, kalp çarpıntısı, kulaklarımızda çınlama, baş dönmesi, baş ağrısı, kas gerginliği, genel ve yaygın ağrılar, diş gıcırdatma, çene sıkma, hazımsızlık, nefes almada zorluk, uyku sorunları, yorgunluk, bitkinlik, titreme, kilo kaybı ya da aşırı kilo alımı gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra kaygı, karamsarlık, ağlama, depresyon, öfke, sinirlilik, negatif düşünce, konsantrasyon problemleri, unutkanlık, mutsuzluk , yetersizlik gibi duygusal belirtiler ve kişilik değişiklikleri görülmeye başlar. Sigara, alkol, gereksiz ve uygunsuz ilaç kullanımı, işe geç gelmeler, sık rapor alma girişimleri, işten keyif alamama, işe konsantre olamama, sosyal içe çekilme, cinsel yaşam sorunları işe bağlı stres sonucu olabilir.

Bir Şey Yapmalıyız Ve Kontrolu Elimize Almalıyız , Ama Nasıl !

Stresle mücadelede öncelikle bireysel olarak yapılması gerekenleri anlatalım ve Braham’ın geliştirdiği ” Değiştir – Kabul Et – Boşver – Yaşam Tarzını Yönet (DKBY ) Modeli ” ni kısaca açıklayalım.

DEĞİŞTİR : İçinde bulunulan olumsuz durumu değiştirerek, fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risk faktörlerinden strese sebep olan koşulları ve stresi tamamen veya büyük oranda ortadan kaldırmayı başarabiliriz. Stres kaynağınla yüzleşmek, zamanı iyi kullanmak, gerektiğinde yardım istemek, arada molalar vermek, stres kaynağını önceden tahmin ederek tedbir alabilmek son derece önemlidir. Örneğin her gün işe geliş sırasında oluşan trafik sıkışıklığı stres sebebiniz ise önce bu çözülmeli, toplu ulaşım araçları, bisiklet veya yürüyerek işe gitmek, başkasının aracı kullanması veya başkasının aracıyla gitmek gibi seçenekler değerlendirilmelidir. Trafik ve ulaşım şeklinize göre işinize ne kadar sürede varacaksanız 10 dakika kadar erken evden çıkılması iş stresinizi azaltabilir.

  KABUL ET : Kontrol edemeyeceğimiz, değiştiremeyeceğimiz koşulları, gerçekçi olarak eksikliklerimizi öfkelenmeden kabul etmeyi öğrenmeli ve pozitif yaklaşımı benimsemeli, negatiflikten kaçınmalıyız. Her şeye ” Evet ” denilemez. Başkalarının beklentileri her zaman karşılanamaz, gerektiğinde ” Hayır ” diyebilmeliyiz. Düşünce tarzımızı olumlu yöne doğru gerektiğinde düzenlemeli, öfkeye hakim olabilmeli, var olan kötü durumu daha da kötüleştirmemeliyiz. Başka konulara yoğunlaşarak, korku, tedirginlik, kızgınlık gibi negatif ve stres yaratan duygulardan uzaklaşabiliriz. Olumlu düşünme daha sağlıklı karar almamızı sağlayacaktır. Olayları tehdit olarak görmek yerine, olayı yeteneklerin sınanma imkanı olarak kabul etmek, aşırı rekabet , kontrolu sürekli elinde bulundurmak ve saldırgan tutum yerine daha barışçıl ve çözüm odaklı düşünmek gerekir.

BOŞVER : Kabul etmenin devamı olarak belirtilen boş vermek duygusal, zihinsel ve ruhsal açıdan farklı bir yaklaşımla olayları yorumlama yöntemi olup işe yarayan güçlü bir duygudur, kontrol saplantısından kurtarır. Neden boş vermen gerektiğini bilmek, kaçınmak, vazgeçmeyi öğrenmek, işleri üst üste eklememek…İhmalkarlıktaki boşvermişlikle karıştırılmamalıdır. Sendikalar, aile hekimliği ve aile sağlığı çalışan dernekleri, tabip odaları gibi sivil toplum kuruluşları iş stresi konusunda sağlık otoriteleri ile gerekli girişimlerde bulunarak çalışanın çözemediği kurumsal ve yönetsel sorunları için destek olmalıdır.

YAŞAM TARZINI YÖNET : Egsersiz, beslenme, hobiler, eğitim, sosyal çevre, gevşeme, rahatlama, duygusal, fiziksel ve sosyal destek yoluyla, stres oluşturan veya gelecekte oluşturabilecek sebeplerle bu günden mücadele etmeyi sağlar. Paylaşmak stresi azaltır, acılar, dertler paylaşıldıkça azalır. Aile ve arkadaş çevresi iletişim olumlu etki yaparken, özsaygı ve kişisel gelişim için de son derece faydalı olur.” Sen böyle yaptın ” demek yerine ” Ben öyle hissediyorum” demek daha uygun olacaktır. Yargılamaktan, suçlamaktan ve kırıcı olmaktan kaçınılmalıdır. Yoğun poliklinik ortamı bazı günlerde oluyorsa diğer çalışanlardan destek almayı, paylaşmayı, yardımlaşmayı düşünebiliriz.

Bol sebze ve meyve, gerekli protein ama mutlaka sıvı desteği unutulmamalıdır. Şeker ve tuz, aşırı yağ ve fazla kalori alımına dikkat edilmeli, obezite ve zararları akıldan çıkarılmamalıdır. Sabah mutlaka kahvaltı yaparak işe çıkılmalı, çay kahve gibi strese yol açan içecekler yerine bitki çayları düşünülmeli, akşam daha hafif yemekler tercih edilmelidir.

Uyku, stresten uzak durmak için olmazsa olmazlardandır. Deliksiz, az uyaranın olduğu, sağlıklı yatakta alınan 6 saatlik temiz bir uyku; kalp, yüksek tansiyon, diyabet, psikiatrik hastalıklar ve alzheimer vb pek çok hastalıktan da kişiyi koruyacaktır. Uyarıcı içecek ve ilaçlar, kavga ve stres dolu bir günün akşamı, korku filmi seyri sonrası, aşırı yemek sonrası, aşırı sıcak ve soğuk odalar, gürültü, çok geç saatte yatıyor olmak uyku kalitesini bozar. Mümkünse her gece aynı saate yatıp, aynı saatlerde kalkın, vücudunuzun biyoritmini bozmayın, hormon düzeniyle oynamayın.

Temiz bir uyku sonrası güzel bir güne başlamak…Sabah erken kalkmalı, hafif spor ve kahvaltı yapılmalı. Gün içinde yapacaklarınızın bir ajanda yardımı ile hatırlatılması, stresinizi azaltır. Mutlaka sapmalar olacak ama önem sırası işinizi kolaylaştıracaktır. İş yükünüzü azaltın, gerçekçi hedef ve beklentiler belirleyin,gerektiğinde yardım isteyin.

Mizah,espri ve olaylara pozitif bakabilmek. Sürekli kızgın ve asık suratlı dolaşmayın. Negatif enerji zararlıdır. Gülümseyin. Fiziksel ve duygusal olarak sıkıntılar yaşıyorsanız sağlığınızı ikinci plana atmayın, profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.İş programınızı çok yoğun olarak planlamayın, hata payını, dinlenme payını ve boş zaman aralığını unutmayın, ayağınızı yorganınıza göre uzatın aşırı beklenti ve aşırı yoğunluk stresi arttırır. Seçimlerinizin sonuçlarını ve kötü ihtimalleri de hesaba katarak karar verin. Aşırı iyimserlik yerine daha gerçekçi olun. Yaşamın kenarında bir yerlerde sallanmaktansa, yaşama dört elle sarılmalı, doğa ve kendin ile barışık olunmalıdır. Hobiler, müzik… Yüksek sesle ve bağırarak konuşmayın, sesinizi alçaltın . Eğer çok gürültülü bir ortamda yaşıyor veya çalışıyorsanız ortamda önleyici tedbirler deneyin. Aynı anda birkaç işle ilgilenmeyin, önceliklere dikkat edin.

Sürekli masa başında, büroda oturarak görev yapıyorsak, belli aralarla küçük molalar verilmeli, az da olsa hareket edilmeli, kalkıp odalar arasında da olsa yürümelidir. Elinizde sıkabileceğiniz Tenis topu anlık gerginliklerinizi azaltabilir. Güzel kokular, elma, limon kokusu veya sizi rahatlatan başkaca aromatikler önerilirken ,sabahları mutlaka odayı havalandırın ve günde en az 2 kez mümkünse tekrarlayın.

Spor ve hareket….Düzenli egzersiz çok faydalı ama eziyet haline de getirilmemeli, sakatlatma, yaralanma ve hatta ölümlere yol açabilecek aşırılıklardan kaçınılmalı, yeterli sıvı alımı, ara dinlenmeleri ve sonrasında gece yeterince sürede dinlenilmesi sağlanmalıdır. Spor ve alkolden uzak durulmalıdır.

Solunum Egzersizi: Dik oturun. Bu nefes almanızı kolaylaştırır. Nefesinizi tutun, doğru nefes almayı öğrenin. Bu teknik 30 saniyede rahatlamanıza yardımcı olabilir. Derin bir nefes alın ve içinizde tutun. Gözlerinizi kapatın. Ellerinizi parmak uçlarınızı birleştirerek itin. 5 saniye bekleyin ve ellerinizi gevşetirken nefesinizi yavaşça bırakın. Rahatlayana kadar bu hareketi 5-6 kez tekrarlayın.

” Mobbing ” İş stresi ve işyerinde psikolojik taciz, işyerinde zorbalık, şiddet, terör, duygusal taciz, yıldırma, yıldır kaçır, işyerinde saldırı gibi pek çok adlandırmaları vardır. Çalışanın iletişimine, sosyal ilişkilerine, itibarına, yaşam kalitesi ve mesleki geleceğine ve nihayetinde kişinin sağlığına yönelik saldırlar olabilir. Kişiye,  ailesine, çevresine, işyerine ve topluma ilişkin zararlı sonuçlar doğurabilir. Böyle bir durumda, herkesin başına gelebilecek bir sorun olduğu, yalnız olmadığı ve ona mutlaka destek olunacağı hissettirilmeli, kişi cesaretlendirilmeli,  güven verilmeli, korkmadan, çekinmeden, sakin, soğukkanlı ve bilincini kaybetmeden gerekli şikayetlerini mutlaka yazılı olarak yapmalı, her ne sebeple ve her kim olursa olsun olayla ilgili elinde delil ve şahit varsa eklemeli, yoksa  yinede çekinmeden bireysel şikayetini iletmelidir. Çatışmadan tartışmadan kaçınmalı, tacizci ile yalnız kalmaktan kaçınılmalı, gerekirse tıbbi ve hukuki uzman desteği alınmalı, mağdura gerekli güvenlik sağlanmalıdır.

Mobbing ile bireysel ve kurumsal olarak mücadele edilmeli, kurumsal adalet sağlanmalı, kurum içi iletişim kanalları açık ve şeffaf olmalı, bireysel beceri, yetenek, hakkaniyet değerlendirilmeli, ödül ve ceza, terfi ve görevden almalar açık ve net kriterlere göre yapılmalı, yetki, sorumluluk, kişisel ayrım adam kayırmaca, cinsiyet ve etnik ayrım yapılmamalı, bu konuda tereddütler varsa aydınlatılmalı, eğitim, bilgilendirme, erken ve etkin müdahale eksiksiz yapılmalı, kamu kurum ve kuruluşları ile özel şirketler, sivil toplum kuruluşları, kısaca tüm toplum tarafından destek ve kararlılık içinde olduğu mutlaka gösterilmelidir. Bütüncül bir yaklaşım ve kararlılık olmazsa olmazımızdır. Umutla başlayan her şey, yeterince büyüktür ve gökyüzüne ulaşmak isteyen, yeryüzüne meydan okumalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here