Madencilik sektörünün sağlık ve iş güvenliği açısından yüksek riskli olduğu tartışmasız bir gerçektir. Birden fazla can kaybına yol açabilen madenlerdeki iş kazaları ve ağır meslek hastalığı yükü, her ne kadar çalışma koşulları ve iş güvenliği tedbirlerinin artması ve bilinçlenme sebebiyle giderek düzelme gösterse de yeterli değildir ve hala önemini korumaktadır.

Hipokrat, Paracelsus, Agricola ve Ramazinni yaptıkları çalışmalarla sağlık sorunlarının bazılarının işe bağlı olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Hastalara mutlaka “ Mesleğiniz nedir?” diye sormak gerektiğini belirterek pek çok hastalığın mesleki olduğunu göstermişlerdir. Meslek hastalıkları ve iş kazaları gerekli tedbirlerle önlenebilir, engellenebilir ve zararları azaltılabilir. Ortamında ve kaynağında alınacak mühendislik tedbirleri ile kolaylıkla önlenebilecektir.

Madenlerde çalışanlar, işe girişlerinde aldıkları sağlık kurul raporları ile sağlık durumlarını belgelemekte, böylece yeraltında ve vardiyalı işlerde çalışmaktadırlar. Ancak geçen yıllar içerisinde işyerinde ve iş dışı yaşamından kaynaklanabilecek nedenlerle ya da artan yaşla birlikte fizyolojik olarak bazı hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bunların hepsi mesleksel ve işle ilgili olmasa da çalışanı ve dolayısıyla işyerini ilgilendirmektedir. Zaten madenler hem işyeri ortamının kapalı, tozlu ve karanlık olması, aşırı sıcak ya da soğuk, nemli, oksijensiz çalışma koşulları ve hem de ağır bedensel çalışma zorunluluğu nedeniyle pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır.

Madencilik sektöründe sık görülen başlıca hastalıklar şunlardır:

Pnömokonyoz ve diğer solunum sistemi hastalıkları, kas iskelet hastalıkları, kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kolesterol ve lipid yüksekliği, görme ve işitme bozuklukları, mide barsak hastalıkları, endokrin sistem, guatr, şeker, deri hastalıkları, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar önem arz etmektedir. İşyeri hekimliğine başvuruda en çok ağız ve diş sağlığı sorunları açık ara önde bulunmaktadır. Diş polikliniği sevklerin dışında solunum sistemi için KBB ve göğüs hastalıkları poliklinikleri ile kas iskelet sistemi hastalıkları için Beyin Cerrahisi, Fizik Tedavi ve Ortopedi sevklerde öne çıkmaktadır.

Yapılan iş ve iş ortamı düşünüldüğünde aslında çok da şaşırtıcı değildir. Tozlu ve kapalı ortamlar, solunumu etkilemekte, enfeksiyona yatkınlığı arttırmakta, ağır yorucu bedeni yapılan işler ile kas iskelet sistemini zorlamaya sebep olmaktadır.

Yeraltında her 100 mt derinliğe inildiğinde ısıda 1 derece kadar artış olmaktadır. Her ne kadar havalandırma ile azaltılmaya çalışılsa da yükselen ısı nedeniyle terleme ve iş çıkışı sırasında soğuk havaya maruziyet ile enfeksiyona bağlı solunum sistem hastalıklarında artış olabilmektedir. 40 derecelere varabilen yeraltından, kış aylarında sıfır dereceleri bulan dış ortamlar ve kömürden arınmak için yapılan banyo ve sonrasında iyi kurulanma da olmazsa hastalığa davetiye çıkarmaktadır.

Terleme artışı sıvı ile yeterince desteklenmediğinde susuzluk nedeniyle oluşan dehidratasyona bağlı böbrek ve kalp hastalıklarında artışlara yola açabilmektedir. Aşırı sıcak, ağır tempo ve yoğun iş baskısı ne yazık ki kalp krizlerine de yol açabilmektedir. Ülkemizde tüm ölümlerin yüzde 40’dan kalp ve damar hastalıkları sorumlu olduğu düşünüldüğünde olayın ciddiyeti çok daha fazla ortaya çıkmaktadır.

Kalp hastalıklarında major risk faktörlerinden olan sigara, yıllarca madencinin ayrılmaz parçası gibi düşünülmüştür. Sigaranın bırakılması konusunda yapılan bilgilendirme ve eğitimlerle bir miktar azalmasına rağmen çalışanların yarıdan fazlası hala sigara içimi konusunda ısrarcı tavrını devam ettirmektedir. Solunum sistemine de düşman olan sigara, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol ile birleşince akciğerlere ve kalbe oldukça zarar verici bir hal almaktadır. Aileden genetik mirası kötü olma, şeker hastalığı, obezite ve stres de varsa oldu sana canlı bomba. Ekonomik stres, aile ve çevreden oluşabilecek stresler ve çalışma ortamında yaşanan olumsuzluk, gelecek kaygısı çalışanın hem psikolojisini bozmakta hem de vücut dengesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Gürültülü ortamlarda yaşanan işitme kayıpları yanında baş ağrısı, psikolojik gerginlik ve yüksek tansiyona da yol açabilmektedir. Ortam ölçümleri ile gerekli tedbirler alınmazsa ve gerektiğinde kişisel kulak koruyucular kullanılmadığında, ilerleyici ve geri dönüşümsüz sağırlık kaçınılmaz olacaktır. Eskiden sık rastlanan hatta “madenci nistagmusu” denen görme bozuklukları madenlerde yapılan uygun aydınlatma sayesinde günümüzde oldukça azalmıştır.

Madeci denince hemen akla gelen “Pnömokonyoz eşittir kömür işçisi” giderek azalsa da hala en fazla meslek hastalığı sebebi olmaya devam etmektedir. Tüm meslek hastalıklarının yarıdan fazlası Pnömokonyoz denen tek bir hastalık olabilir mi? Ülkemizde oluyor işte, sanki maden dışında başka sektör yokmuş ve meslek hastalığı sanki madencilere özgüymüş gibi görülmesine yol açmaktadır. Çalışılan süre ve yoğun toz maruziyeti arttıkça artan pnömokonyoz kömür tozu dışında taş ve kaya delme işlemi sonrası oluşan diğer tozlarla birlikte slikoz, asbest ve kimyasal gazlara, metan, CO ve CO2, hidrojen sülfüre maruziyet olabilmektedir. Astım, kronik bronşit ve KOAH maden sektöründe ciddi takip edilmesi gereken hastalıklar arasında yer almaktadır. Sigara burada da kötüleştirici faktördür.

Biyolojik risk faktörlerinden olan viral, bakteryal, mantar ve paraziter hastalıklar toplumdaki sıklığa benzer oranlardadır. Mevsimine göre nezle, grip, sinüzit ve faranjit sık olmakla birlikte eskiden fazla olan verem diye bilinen Tüberküloz çok şükür ki artık sıkça rastlanmamakta, hepatit ve fare dışkılarından geçen Leptospiroz vakalarına ender olarak rastlanmaktadır. Tetanoz aşılamaları ve takipteki başarılar ve çalışanların bilinçlenmesi sayesinde güvenli çalışma ortamı sağlanmaktadır.

Ergonomik riskler, fiziksel risklerle birleştiğinde boyun, bel, diz bölgelerinde artan kas iskelet sistemi hastalıkları önemi giderek artan ve gelecekte meslek hastalıkları arasında daha üst sıralarda yerini alabilecek gibi duran potansiyele sahiptir. Azalan işçi sayısı, artan makineleşme ve otomasyonla giderilmeye çalışılmakta ise de eklem hastalıkları ve disk hernisi dediğimiz omurgadaki fıtıklaşma ciddi sorun olarak karşımızda durmaktadır. ABD’de çalışanlar arasında on binde 35 olan kas iskelet sistemi hastalıkları, ağır yük taşıyan çalışanlarda yaklaşık dört kat artış bulunmakta, çalışan rahatsızlıkları içinde ise yüzde 30 gibi büyük oranlara ulaşmakta, her üç çalışandan biri bu hastalıklara yakalanmaktadır. Tekrarlayıcı, zorlayıcı ve uzun süren hareketler, kötü duruş şekli sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

Deri hastalıkları, madende önemini hala korumaktadır. Alerjik ve irritan kontakt dermatit sıkı takipli olunması gereken hastalıklardır. Prekanseröz olması ciddiyeti arttırmaktadır. Eldiven kullanmamak ya da kullanılan uygunsuz eldivenler, toz ve kimyasallar ile sıklıkla dermatitlere sebep olmaktadır. Kanserlerden akciğer ve lösemi ile deri kanseri ön sıralarda olup prostat, mesane, böbrek kanserleri de ayrıca önemlidir.

Sindirim sistemi, mide ve bağırsak hastalıkları da azımsanmayacak sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sigara ve alkol kullanımı, bozuk yemek düzeni ve yemek çeşidinin uygun olmaması, az sıvı alma, çok erken kalkma, gece vardiyaları, diğer sıkıntı ve stres faktörleri hep birlikte reflü, gastrit, dispepsi ve peptik ülserlere yol açabilmektedir.

İş kazalarında görülme yüzde 5-6 civarında olurken, İş kazalarında inşaat sektöründen sonra madencilik sektörü trafik kazaları ile birlikte ilk üç nedeni oluşturmaktadır. Göçükler, grizu patlamaları su baskınları ve gaz kaçakları nedeniyle zehirlenmeler sonucu birden fazla ölümlü kazalara neden olmaktadır.

Meslek hastalıkları tanısı konan çalışan sayısı 2007 yılında 1028, 2011 yılında 697 ve 2014 yılında 694 olarak kayıtlarda yerini almıştır. 1995 yılında yüzde 22 iken 2014 yılında yüzde 3,5 olarak gözükmektedir. Sayı beklenenden ve olması gerekenden çok az olup bildirim sisteminden kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Resmi verilere göre, geçmiş yıllardakine nazaran sayıca azalma umut vericidir.

İş sağlığı ve güvenliği alanındaki gelişmelerin, zaman içerisinde çalışanların daha kaliteli sağlık hizmetine ulaşmalarını sağlayacağı düşüncesi hakimdir. Sağlık eğitimleri ve periyodik muayenelerde yapılacak işbirliği ile hastalığı olan çalışanın, işyeri hekiminin kendi yanında olduğunun bilinci ile hastalıklarını, varsa kullandığı ilaçlarını açık ve samimiyetle, dürüstçe ve korkmadan, çekinmeden belirtmelidir. Zaten hastalığını işyerinden ve işyeri hekiminden gizlemesi yasal açıdan da son derece sakıncalıdır. Hiçbir şey çalışanın sağlığından daha önemli değildir.

Yeraltından çıkarılan en kıymetli cevher madencidir. Onun hayatı, sağlığı ve kaybedilen zaman dışında pek çok şey geri dönebilir. İş kazaları, meslek hastalıkları ve işe bağlı olsun olmasın kişinin tüm sağlık sorunları hekim, çalışan ve işyeri temsilcilerinin birlikte hareket etmesiyle ancak olumlu sonuçlara ulaşılabilecektir.

“ Yine bir kömür kütürdedi sobada

   kayıp bir madencinin kalbi rast geldi

  atıverdi sıcak odada”   Sunay Akın

Her şey gönlünüzce olsun.

Dr. Erol ÜNAL

İşyeri Hekimi

 

KAYNAKLAR:

İş Sağlığı Ve Güvenliği, Prof. Dr. Nazmi BİLİR Güven Tıp Kitabevi, 2016

İRİS Akademi İşyeri Hekimleri Temel Eğitim Notları, 20. Baskı 2017

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here