BİZİ SOSYAL MEDYADAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

!!!! Evet!!!!!

      Uzun zaman sonra yine yeniden birkaç cümle karalamak gerek diye düşünüyorum. Yazacak elbette çok konu var fakat ülke gündemi o kadar çabuk değişiyor ki birde buna sosyal yaşam hareketliliği ve kişisel gelişim serüveni eklenince ara vermek mecburiyetinde kalıyorum. Her şeye rağmen yinede düşüncelerimi harflerle satırlara dökmeyi seviyorum. Eminim ki gündemi takip eden herkes gündemin hızlı değişimi ile alakalı benimle aynı fikirdedir. Bazen haberlere takılıp kaldığımda ya da bir diziyi, filmi izlerken de aklıma gelmiyor değil. Hani günlük yaşamda ev hanımlarımızın, çalışan kadınlarımızın sürekli düşündüğü ve bazen evde ki en büyük gerginliklere sebep olan konusu var ya ‘’ akşama ne pişirsem’’. Mutlaka herkesin başına gelmiştir. Konu komşuya sorulur, altın günlerinde en büyük dert olarak yorumlar yapılır, çocuklar okula gönderilirken bahçede denk geldiğin komşundan fikir edinirsin nitekim sabah kalktığından itibaren akşama kadar düşündüğün ama akşam olunca standartlaştırdığın pilav ya da makarnanın yanına bir mercimek çorbası ile bir de taze fasulye ya da türlünü ekleyip salata ile çeşitlendirdiğin menü çıkar ortaya. Ertesi gün yine aynı hengame ve yine aynı menü derken günler geçer gider.

       Gündem de böyle bir şeydi önceleri birde yayın yasakları, bazı kuralsız kurallar vardı. Sonra da akşama kadar menü için konu komşudan fikir alışverişleri derken akşam ana haberlerde hangi sanatçı nerede ne yapmışı izlerken ertesi gün oluvermişti. Eskiye nazaran şimdilerde gündemin değişkenliği bana farklı düşündürtüyor. Demek ki artık farklı bir Türkiye var. Ülke de hayat devam ediyor ve mücadeleler de hızla artıyor. Biraz da teknoloji merakımızın da iyi olması ile değişen gündemi de takip edebiliyoruz. Birkaç haftadır en önemli gündem 24 Haziran!!!! 24 Haziran seçimlerinde ülke yönetiminde değişikliklere gidilecek.

       Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez başkanlık sistemi gündemde ve Cumhurbaşkanı ülkenin başkanı olacak. Kimi kesim karşı iken, kimi kesim biraz ılımlı, kimi kesim de tamamen destek vermekte. Rejim değişikliği değil, sadece yönetim değişikliğinin biraz daha gelişmişi ve biraz daha meşakkatlisi aslında. Bizim alışmış olduğumuz o sabahtan akşama kadar düşünüp de akşam hazırladığımız aynı menü olmayacak sofralarda, ev ahalisinin hepsi katkı sunacak. Ev hanımları yemeği aşçı edası ile pişirirken, evin babası ev giderleri için çalışacak hani evin babası sabahtan akşama çalışıp geldiğinde evin yemeğini hazırlayan ev hanımı ; – Ne yaptın ki bugün alt tarafı bir işe gittin ben daha çok çalıştım çocuklara baktım, evi temizledim , yemeği yaptım derken, babanın hiçbir iş yapmamış gibi görünmesi ortadan kalkacak. Baba çalıştığını kazandığı paranın bordrosu ile kanıtlarken anne de yaptığı alışverişlerini aldığı gider makbuzları ile kanıtlayacak. Çocuklar ödevlerini ulu orta yapacak. Ben yaptım hadi uyuyacağım diye odalarına kaçamayacak. Anne de baba da öğretmende kontrol edecek ödevleri. Bu da biraz daha disipline olmuş bir aile ve başarılı bireyler demek olacak. Seçime sayılı günler kala bütün siyasi partilerde koşturmaca adaylık çalışmaları, aday adaylarını belirlemeler, menüye görsel olarak yeni yemekler sunmalar falan ramazan ayının gelmeden bereketi galiba. Muhteşem bir yemek yapma yarışı sanki. Juri de merakla 24 Haziranı bekliyor. Hangi yemek daha lezzetli olur diye kiminin kafası karışık, kimi sadece unu bildiğinden yemeğin lezzetli olabileceğini düşünüyor, kimi de aşçıyı ve aşçının yaptığı menüleri bildiği için ortaya çıkacak yemekten emin ilerliyor. Yinede yemek önümüze geldiğinde lezzetini göreceğiz.

        Herkesin düşünce ve görüşünün özgür olduğu bir toplumdayız ama yıllardır aynı sokakta düğününe, cenazesine katıldığı komşusunun kendisi ile aynı görüşte olmadığı için suçladığı bir süreçteyiz. Herkesin düşüncelerinde özgür olduğunu unutmayalım kendi fikirlerimizi savunurken. Ve ardından ekliyorum hani şu YÖK ile ilgili tasarıların değişmeden önceki dönemde başımıza gelen bir olayı da anlatmak isterim. Kardeşim kazandığı üniversiteye kayıt olmak için gittiğinde annemin başı kapalı diye okul bahçesine alınmadığını bilirim. Benim kültürümde örtü varken dışlanmışlığı kendimize yediremediğim zamanlarıda. Kesinlikle kimseyi dış görünüşü ile yargıladığım anlamına gelmesin. Bir yandan hani şu devlet dairelerinde bugün git yarın geller vardı ya , artık onlar yok mesela . Elbette ki bazı süreçler uzun olduğu için beklemede kalabiliyoruz. Fakat artık bunun için de tepki gösterebilme cesaretimiz var. Her şeye rağmen sabote edilmeye çalışılan bir Türkiye olsada, tüm sabotajlara karşı ayakta durabilen bir Türkiye Cumhuriyeti var.

        Babam tır şoförü ve hep Avrupa çalışırdı. Onun hikayelerini dinlemeyi severdim ve idol olarak onu seçmiştim iyi ki de onu seçmişim çünkü her şeyi tek başına başarmayı ve kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim sayesinde. Nerden geldim şimdi buraya değil mi 2008-2009 yıllarında dünyayı sarsan bir ekonomik kriz vardı ya bizi teğet geçen bakıldığında çok etkileniyormuşuz gibi gösterilen farklı yayın kuruluşlarında Türkiye bitti, gidiyor, yok oluyor denilen kriz. İşte o krizde babam sayesinde Avrupa’yı yakından takip ediyorduk. Mesela ben hatırlamıyorum ki İspanya gibi ekmeklerin fırınlardan sayılı çıktığını, Almanya gibi marketlerin gün içerisinde sadece birkaç saat açık kalıp diğer saatler kapatıldığını, İtalya gibi ithalat ve ihracatın minimum seviyeye indirilip ülke de krizlerin oluşmaması için farklı stratejilerin izlendiğini, Yunanistan’ı söylemeye bile gerek yok son olarak ülke de ki gerilimi dışarı vurmamak adına neredeyse ülkeyi açık arttırma ile satışa sunacakları zamanları da biliyoruz.

      Tüm bu olaylara rağmen emekleyen değil adım atan bir ülkeyi siyaseten çökertmeye çalışan dış güçlere karşı birde içerdeki hainlerle mücadele etmek de herkesin harcı değildir. Bir baba düşünün çalışsın çabalasın babadan, deden kalma yıkılacak evi tamir etsin, dışını sıvatsın, çatısını yapsın, temelini sağlamlaştırsın, içinin eşyalarını oturacak hale getirsin, sonra çocukların eşlerin gelip yok ben şu daireyi istiyorum, yok koltuğun rengini beğenmedim, yok annemgillerdeki ev apartmandı, yok evin reisi ben olacağım diye kavgaya tutuşurken o babanın mücadelesini gören ve kıskanan konu komşunun da çocukları kışkırtması ile evin çöküşünü bekleyen izleyicinin artması hiç hoş değil. Daha çok var yazacak , değişen gündem de çok olacak ama yemeği lezzetli yapana ödülü vermek gerekir. Güzel ülkem daha çok güzelliklere şahit olmalı, bizler göremesek de çocuklarımız torunlarımız görmeli . Bu arada birde Hıdırellezimiz vardı bolluk bereket dileklerimizi dileyip gül ağaçları altına işlediğimiz isteklerimizle birleştirdiğimiz. Güzelliklerin olduğu ve her isteğimizin değil de bizi gerçekten mutlu edecek dileklerimizin kabul olduğu bir Hıdırellez dileğiyle

…. …… Bir koku geliyor sanki burnuma. Hay Allah !!!!!! Lafa daldım ocakta yemeği yaktım… Ben yemeğe bakarken sizde yazıma bakın 🙂

           Sağlıcakla kalın güzel ülkemin güzel insanları….

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here