ÜÇÜNCÜ ROMANINI ÇIKARMAK İÇİN UZUN ZAMANDIR UĞRAŞAN KORKU VE POLİSİYE YAZARI MELİS BÜYÜKPLEVNE'NİN BAŞINA OLMADIK İŞLER GELDİ. (İHA/İSTANBUL-İHA)

İSTANBUL (İHA) – Üçüncü romanını çıkarmak için uzun zamandır uğraşan korku ve polisiye yazarı Melis Büyükplevne’nin başına olmadık işler geldi. 
Korku ve polisiye yazarı Melis Büyükplevne, üçüncü romanını çıkartmak için uzun zamandır adeta savaş veriyor. Bu savaşın nedeni ardı ardına yaşadığı şanssızlıklar. Büyükplevne, yaşadığı talihsizlikleri İHA Muhabiri Ayşegül Ayanoğlu’na anlattı. İşte, “Bu kadar şanssızlık da olur mu?!” diyeceğiniz o röportaj: 
Olaylara geçmeden önce, sizi tanımayanlar için biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? 
Elbette! Adım Melis Büyükplevne. 1984’te İstanbul’da doğdum. Yedi yaşında babamın tayini nedeniyle Almanya’ya gittim ve orada 11 sene yaşadıktan sonra 2002’de Türkiye’ye dönerek Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ‘Radyo TV ve Sinema’ okudum. 
Almanya serüveninde tiyatro eğitimi gördüm ve birçok oyunda rol aldım. Her zaman hikayeler yazdım ve okullar arası düzenlenen bir yarışmada ‘En iyi bilim-kurgu’ ikincilik ödülünü kazandım. Öğretmenlerin, buna rağmen kompozisyonlarda kırık not vermelerine aldırış etmeyip, pes etmedim ve yazmaya devam edip yazar oldum. Şu ana kadar 2 yayınlanmış romanım var. Güncel olarak da ayrıca bir gazetede köşe yazarlığı yapıyorum. 

İlk kitaplarınız ne üzerineydi? 
İlk kitabım Hayal-i Rüya; Gelibolu’da, savaş döneminde yaşanmış gizemli bir aşk hikayesi ile günümüzde bir grup gencin yaşadığı gerilimli olayları anlatıyor. Baba tarafından Gelibolu’lu olduğum için pek bilinmeyen tarihi yerleri ve olayları da işledim. 
İkinci kitabım Kanlı Yalı biraz daha korku bazlı. İstanbul’da yıllar önce işlenmiş ve faili bulunamamış bir cinayete sahne olan Kanlı Yalı ile yolları kesişen üç kişiyi konu alıyor. Bunlardan biri; bir seminer için İstanbul’a gelen ünlü Parapsikolog Dr. Andrews. Göreceği bir rüya sonrası, kendisi birden bu yalının bir parçası oluyor ve büyük bir gerilim başlıyor. 

Kitaplarınız hep gerilim tarzı mı? 
Evet, çocukluğumdan beri hem gerilim okumayı, hem de yazmayı severim. Hatta film seçimlerim de bu yöndedir. Polisiye ve gerilim. 

Kitaplarınızla ilgili geri dönüşler nasıl? 
Beklediğimden çok daha iyi geri dönüşler aldım. Uzun zamandır kitap okumamış olduğunu söyleyen bazı insanlar bana ulaşıp, sayenizde bir kitap bitirdim dediler. Akıcı bir dili tercih ettiğim için neredeyse herkesten aynı yorumu alıyorum: “Kitap çok akıcıydı ve hemen bitti.” 
Demek ki doğru yoldayım. Ayrıca korkup, kitabı yarıda bıraktığını söyleyen ama devamını merak ettiği için anlatmamı isteyen de oldu. 

Gelelim inanılması güç olaylara. Önceki yayınevinden ayrılmanızın sebebi neydi ve üçüncü kitabınız neden çıkamadı? 
İlk 2 kitaptan sonra, başarılı grafiğime rağmen umduğum desteği göremeyince yayınevinden ayrılma kararı aldım. Günümüzde reklam ve sosyal medya platformu çok önemli ve buna uyum sağlayamazsanız işler maalesef yürümüyor. Bunu tek başıma yapmak da beni çok yıprattı. Tüm bunlar yaşanırken bir başka yayınevi sahibi ile tanıştım ve kısa sürede yeni kitabım için anlaştım. Her şey tamamdı. Son bir kez okuyacaktı ve basımı konuşacaktık. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. 

Çok merak ettim. Neler oldu? 
15 Temmuz 2016 sabahı yayınevi sahibi ile görüştük. Sakin bir yere gidip kitabı yeniden okuyacağını söyledi. O zaman neredeydi bilmiyorum ama konuşurken arka fondan helikopter sesine benzer bir ses geliyordu ve gürültüden pek bir şey anlayamamıştım. Yayınevi sahibi, daha sonra haberleşiriz deyince, tamam dedim ve telefonu kapattım. Akşam televizyonu izlerken birden son dakika haberleri belirmeye başladı ve malum olaylar yaşandı. Kısa bir süre sonra OHAL ilan edilince yayınevi sahibi beni aradı ve kitap işinin ertelendiğini söyledi. ‘Basımlar durdu’ dedi. Bu durumu doğal karşıladım ve 1-2 ay beklemeye karar verdim. Yaklaşık bir ay sonra yayınevi sahibi bana, ‘Kitabınızı Aralık gibi basarız’ diye bir mesaj attı. Aralık oldu ama ne arayan var ne de soran. Biraz daha bekleyeyim derken bir mesaj daha geldi: ‘Her hafta canlı müziğimiz var, sizleri de bekleriz’ Yer falan da belirtilmişti. Önce reklam sandım. Sonra bir baktım benim eski yayınevi sahibi. Adam branş değiştirmiş ve gastronomiye yönelmişti. Ağlasam mı gülsem mi, bilemedim. 

Ciddi ciddi bir de canlı müziğe mi davet etmiş? 
Aynen öyle. Yılbaşında da hindili bir video attı bana. Dedim, tamam. Sil baştan yeni bir yayınevi bulma vakti geldi. 

Sonra neler oldu? 
Sonra epey bir araştırma yaptım, bir sürü kişiyle görüştüm, araştırdım ve geçtiğimiz yıl bir yayınevi daha buldum. Her konuda anlaştık. Eylül gibi basarız diye konuştuk ve aradan bir hafta geçti geçmedi, haberlerde kağıt fabrikasının satıldığı söylendi. Böylelikle kağıt fiyatları uçtu ve bu anlaşma da suya düştü. Kurun inanılmaz yükselişi de fiyatları direkt olarak etkiledi tabii. Bir ara kitabı ben bastırayım dedim ama imkanı yok, o rakamları veremem. 

Gerçekten de büyük bir şanssızlık olmuş. Hep böyle şanssız mısınızdır? 
Maalesef öyleyim. İlk kitabımın basımı da olaylıydı zaten. 

Nasıl yani? 
İlk kitabım aslında 2008’de çıkacaktı. O zamanlar iyi bilinen bir yayınevi ile anlaşmıştım ama ekonomik kriz patlak verdi ve yayınevi basımları durdurdu. İkinci kitabım da gecikmeli çıktı aslında. Matbaacımız ölünce, basımı gecikti. 

Şaka deyin lütfen! Krizler, ölümler, daha neler var? 
Maalesef doğru. Daha önce de beraber çalışmak üzere anlaştığım bir iki firma batmıştı. Ayrıca bir de spor muhabirliği işi vardı. Her şey olumlu ilerlerken, aniden çok bilindik bir program (ismini vermeyeyim) dağıldı ve o hayallerim de rafa kalktı. İş konusunda çok çalışkan biri olmama rağmen hep şanssız oldum. 

Bu gerçekten de inanılmaz. Üzerinizde nazar mı var acaba? 
Valla aklımdan neler geçti. Hayatımda gördüğüm en tembel insanların bile deli gibi şanslı olduğunu görmek beni şüphelendirdi. Ayrıca sinirim de bozuldu. 

Bu durum sizi etkilemiştir. 
Evet, bir dönem ciddi anlamda sinirlerim yıprandı. Devamlı çalışıyorum, bir şeyler üretiyorum ama sonuca ulaşamıyorum. Zaman zaman tükenmeye yaklaştığım anlar oldu ama hiç pes etmedim. Bir gün hayallerimin gerçekleşeceğine inanıyorum çünkü. 

Peki, üçüncü kitap şu anda ne durumda? 
Hala basılmayı bekliyor. Bir sürü yayınevi ile görüştüm ama maalesef neredeyse hepsi ticari düşünüyor. Kitabı okumadan reddedenler oldu. Bana fiyat çıkartıp durdular ama işin acı tarafı şu; bütün parayı benim ödememi bekliyorlar ama telife ortak oluyorlar. Yani biraz, ‘Armut piş, ağzıma düş’ durumu var piyasada. Kimse; üçüncü kitabımmış, ne kadar satmış, potansiyelim neymiş, bakmıyor. Keşke ünlü biri olsaydım diyorum bazen, o zaman yayınevleri sizi kendiliğinden buluyor çünkü. 

Bu arada üçüncü romanın konusu nedir? Okurlarımız da bilsinler. 
Kitapta, Nevfel adında bir seri katilin doğuşunu ve işlediği cinayetleri anlattım. Bu kitap diğerlerinden daha da sert ve her zaman olduğu gibi yüksek gerilimli. Bir insan nasıl bir seri katile dönüşür, bunun sebebini ve daha fazlasını anlatıyorum. 

Umarım yayınevleri sesinizi duyar ve sonunda yeni kitabınızı okuma şansımız olur. Onlara veya okurlarınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı? 
Unutmasınlar ki, risk almadan bazı şeyleri başaramazsınız. Hem kitaplarımdan, hem de gazetedeki köşe yazımdan gelen okurlarım var. En önemlisi, yayınlanmış ve sevilmiş iki kitabım var. Hatır için okumadan basılan kitaplarda aldığınız riski bende alamaz mısınız? 
Not: Röportajdan sonra bana Melis Hanım’dan bir mesaj geldi. Farklı bir çalışma için anlaşmış olduğu bir kişi, çalıştığı firmadaki ortaklıktan çıkmış ve iş iptal olmuş. 
(AA-MK-Y) 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here