DÜNYA NÜKLEER BİRLİĞİ BAŞKANI AGNETA RİSİNG, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE ETMEK VE 2050 YILI EMİSYON HEDEFLERİNE ULAŞMAK İÇİN TÜM DÜŞÜK KARBONLU ENERJİLERE İHTİYAÇ DUYULDUĞUNU BELİRTEREK, "İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI NÜKLEER VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI İLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİ" ÇAĞRISINDA BULUNDU. (İHA/MERSİN-İHA)

FACEBOOK’TAN BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

MERSİN (İHA) – Dünya Nükleer Birliği Başkanı Agneta Rising, iklim değişikliğiyle mücadele etmek ve 2050 yılı emisyon hedeflerine ulaşmak için tüm düşük karbonlu enerjilere ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “İklim değişikliğine karşı nükleer ve yenilenebilir enerji kaynakları ile birlikte mücadele etmeli” çağrısında bulundu. 
Geçtiğimiz günlerde Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen 11. Atomexpo Forumu’nda açıklamalarda bulunan Rising, iklim değişikliği ile mücadelede nükleer enerjinin önemini ortaya koydu. Rising, “Tüm düşük karbonlu seçeneklerin birlikte çalışması gerekiyor, aksi takdirde iklim değişikliğinin etkilerini asgariye indiremeyiz. Yenilenebilir enerji kaynaklarına ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Ancak yüzde yüz ikna oldum ki, yenilenebilir olmadan da nükleer olmadan da bunu yapamayız ”dedi. 
Rising, Avrupa Birliği’nin gerçek emisyonu azaltmaya odaklandığına dikkat çekerek, “Nükleer enerjinin burada rolü büyük. Avrupa’da bu indirimleri nükleer enerji olmadan yapamazsınız. Bugün Avrupa’da elektriğin neredeyse üçte birinin kaynağı nükleer enerjidir ve nükleer enerji çok büyük bir düşük karbonlu enerji kaynağıdır. Farklı ülkelerde farklı politikalar olsa da, AB sürekli olarak emisyon azaltmaya devam ediyor ki, bu da iyi bir itici güç. İsveç, Fransa ve İsviçre gibi pek çok ülkede nükleer enerjinin yardımıyla hızlı bir şekilde karbondan kurtulmanın mümkün olduğu kanıtlandı” diye konuştu. 
“Artan nükleer olmadan başarısız olacağız” 
Nükleerin karbon emisyonunu azaltmak için uzun vadeli bir çözüm önerebileceğini ifade eden Rising, “Bugün inşa edilen reaktörler büyük olasılıkla 100 yıl boyunca orada olacak ve bir enerji kaynağının tüm niteliklerini koyarsanız, nükleer hava kirliliği oluşturmayan, iklim değişikliğini etkilemeyecek, çok az yer kaplayacak ve çok güvenilir bir enerji kaynağıdır. İklim değişikliği ile etkin bir şekilde mücadele etmek için tüm seçeneklerden yararlanmamız gerektiği açıktır, artan nükleer olmadan başarısız olacağız. Uzun vadeli iklim değişikliği hedeflerini hayata geçirmek isteyen daha fazla ülke nükleer enerjiye geçmektedir” bilgilerini paylaştı. 
30 ülke daha nükleere geçiyor 
Nükleer enerjiye dahil olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Belarus, Türkiye ve Bangladeş gibi yeni ülkeler olduğunu kaydeden Rising, “Nükleer inşaat yapmakla ilgilenen 30 ya da daha fazla ülke görüyoruz. Bu yüzden bu bölgelerde de büyüme olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. 
Amerika Birleşik Devletleri’ne de değinen Rising, ABD’nin şu an mevcut reaktörleri korumaya odaklandığını kaydederek, “Çalışmakta olan reaktörlerin çoğu 40 yıllık faaliyet için tasarlanmıştır ve reaktörlerin çoğu için 60 yıllık lisans onayını çoktan verildi. Şimdi 80 yıl boyunca düşük karbonlu enerji üretecek bir işletmeye nasıl dönüştüreceklerini araştırmaya başladılar” şeklinde konuştu. 
Nükleer, iklim değişikliği ve yoksullukla mücadelede dünyanın tek umudu 
Uluslararası Atomexpo Forumu’nda konuşan Environmental Progress-Çevresel İlerleme (EP) Başkanı Michael Shellenberger ise nükleer enerjinin düşük karbonlu elektriği artırmanın açık ara en hızlı yolu olduğunu dile getirdi. Shellenberger, dünyanın iklim değişikliği ve yoksulluğa karşı tek gerçek umudu olan nükleer enerjinin şeytanlaştırılmasına son verilmesi gerektiğini belirtti. Nükleer enerji algısını ‘Külkedisi’ masalına benzeten Shellenberger, nükleer enerjinin ‘Sindrella’ gibi iftiraya uğrayan ve çantada keklik görülen bir değer olduğuna dikkat çekti. ‘Nükleer neden bir çevrecinin hikâyesi?’ sorusunu yanıtlayan ünlü çevreci, masaldaki ‘camdan ayakkabı’nın nükleer enerji öyküsündeki enerji yoğunluğunun önemini simgelediğini kaydetti. 
“Fransa, nükleerle daha ucuza daha temiz elektrik üretiyor” 
Nükleerin çok düşük karbonlu enerji ürettiğine dikkat çeken Shellenberger, şöyle devam etti: “Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli şöyle yazıyor; ‘Emisyonlarda derin düşüşlere ulaşmak, yenilenebilirler, nükleer ve karbon tutma ve depolama dâhil düşük sera gazı teknolojilerinin daha yoğun kullanımını gerektirecek. Bazı ülkelerin elektrikte karbona bağımlılığını karşılaştırdığımızda ortaya şu sonuçlar çıkıyor; Avustralya yüzde 85, Belçika yüzde 40, Fransa yüzde 11, Almanya yüzde 66, İsveç yüzde 9, İsviçre yüzde 14, Birleşik Krallık yüzde 63 ve ABD yüzde 66. Enerjilerinin büyük kısmını fosil dışı kaynaklardan elde eden Belçika, İsviçre, Fransa ve İsveç gibi ülkelerin ortak bir özelliği var, daha çok nükleer enerji kullanmaları. Herkes Almanya’yı iklim lideri olarak görüyor, oysa Almanya, Fransa’nın sıfır emisyonlu kaynaklardan elde ettiği elektriğinin yarısından azını bu kaynaklardan elde ediyor. Aslında Almanya, Fransa’ya kıyasla, elektrik birimi başına 10 kat daha fazla karbon emisyonu üretiyor. Fransa, elektriği için Almanya’nın harcadığının yarısından biraz fazlasını harcıyor ve buna rağmen çok daha temiz.” 
(HSK-ÖK-Y) 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here