MARAKESTE-1 İLK BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ

4 – Majorelle Bahcesi

   Jemaa el-Fnaa dan kalkan 13- ve 15 numarali otobüslerle gidebiliyorsunuz Majorelle Bahcesine. Otobüsle gidiliyor diye uzak oldugunu düsünmeyin 10 dakika sürüyor.Hatta biz dönüsü yürüyerek yaptik otele yarim saat sürdü.Marakeste ziyaret edeceginiz yerlerin hepsi yürüme mesafesinde bosuna taksilere fazla para verip pazarlikla falan zaman kaybetmeyin. Meydanda otobüslerin kalktigi yere geldiginizde görevliler var insanlara yardimci olan. Nereye gideceginizi soruyorsunuz duragi ve kac numarali otobüs oldugunu söylüyorlar. Soförede söylediginizde hangi durakta inecekseniz haber veriyor. Tüm toplu tasima araclarinda WI-Fi war ve bilet sadece 4 Dirhem. Bahceye giris 70 dirhem , bahce icinde Yves Saint Laurent müzesinede girmek isterseniz bir 70 Dirhem ve Berberi Müzesinide dahil ederseniz 50 Dirhem daha ödüyorsunuz. Biz Ögleden sonra gittigimiz icin bahceyi ancak gezebildik. Bahce dünyanin dört bir yanindan toplanmis bitkilerin, Kobalt Mavisi ve Sarinin dansina eslik ettigi bir yer. Bizim ülkemizde bu tür bahce kültürü olmadigi icin benim ayrica hayranlikla gezdigim yerler. Yine fotografcilar icin bulunmaz bir yer. Her bir kösede fotograf cekebilmek icin sirada bekledik resmen. Daha erken gelerek Yves Saint Laurent müzesinide gezebilseydik sanki daha iyi olacakti. Artik bir dahaki sefere.

     Şimdi kısaca bahçeyi oluşturan ve bahçee adını veren “acques majorelle” nin kısaca hayatini anlatayım sizlere.
1886 yılında Fransa da doğan acques Majorelle nin babasıda ünlü Mobilya tasarımcısı idi. Britanya, İspanya ve İtalyayı dolaşarak resimler yaptıktan sonra 1910 yılında giderek 4 yil kaldığı Mısırda İslam dünyası ile tanıştı. 1917 de babasının yakın arkadaşı General Lyautey’in daveti üzerine Fas’a gitti.

      İlk önce Casablankada yasayan Majorella karisi ile Marakese taşınıncaya kadar Afrika da sayısız seyahatler yaptı.1923 te 4 dönüm olarak aldığı araziye zamanla çevresindeki arazileride katarak 14 dönüm kadar büyüttü.İçine iki atölye inşaa ederek resmin yanısıra el sanatları parçaları, renkli mobilyalar yaptı. Ayrıca Fas i turistik bir yer olarak tanıtan afişler tasarladı. Amatör botanikçi olan Jacques Majorelle, göz kamaştırıcı,bereketli bir bahçe yarattı. Neredeyse kırk yıl boyunca, beş kıtadaki yeni bitki çeşitleriyle zenginleştirmeye devam etti ve “etkileyici bir bahçe”, “şekiller ve renkler katedrali” oluşturdu. 1947 de bahçenin bakimin kendisine ağır gelmesi nedeniyle giriş ücreti karşılığında halka açmaya karar verdi.1955 te geçirdiği kaza, sayısız Ameliyat mali durumunu
daha da bozarak 1961 de Bahceyi satacak duruma getirdi.İkinci bir kazanın ardından tedavi için döndüğü Fransada Marakese veda edemeden 1962 de öldü.

         5 – Saadian Tombs Saadian Tombs ta Medina bölgesinde Jemaa el-Fnaa dan yürüyerek 7-8 dakika uzaklikta bir yer. Giriş ücreti 60 Dirhem. Saadian Tombs Sadian hanedanının üyelerinin gömüldüğü bir türbe. Tabandan tavana kadar italyan mermeri ve altınından, alçı ve ahşap isleri olarak bilinen göz alici tilework adi verilen süslemeler mevcut. Sultan Moulay, Sadian hanedanının izlerini tamamen silmek icin her şeyi yok etmissede Türbe islam inancına göre ölülere saygısızlık yapılamayacağı gerekçesi ile kurtulmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Biz Türbeye girdiğimizde , türbe çok küçük olmasına rağmen birçok görevli vardı ve saygısızlık diye algılayabilirler diye fotoğraf çekmekten çekindik fakat diğer ziyaretçilerin çektiğini görünce bizde rahatlıkla muhteşem el isçiliklerini görüntüledik. Fatiha okumayıda ihmal etmedik.

 Koutoubia Camii hemen Jemaa el-Fnaa meydanının bir ucunda bulunuyor.Öğlen saat 3’ten sonra ziyarete açık ama İstanbul Camilerindeki gibi girerken kadınların giyebileceği bir şey dağıtmadıkları için bizde t-şhirt pantolonla olduğumuz için giremedik.

  Almoravid hanedanı mimarları tarafından inşa edilen orijinal cami, Mekke ile tam olarak aynı hizada, kıble yönü doğru olmadığı için bir çok düzenlemeye maruz kalmış.Günümüzdeki haliyle cami, 12.yüzyıldda Sultan Yacoub El Mansour tarafından tamamlandığında, 100 kitapçı etrafında toplanmıştır.Dolayısıyla adı, kutubiyyin (kitapçılar)’dır.Şuan tek bir kitapçı bile yok caminin etrafında.Caminin minaresi 77 m yüksekliğinde ve dikdörtgen şeklindedir.

7-Kasbah Ait Benhaddou

     Kasbah Ait Benhaddou Cöl turu yolculuğumuzda uğradığımız bir yerdi.Yine koştura koştura gezdiğimiz bir iki kare fotoğraf çekelim diye kırk takla attığımız bir geziydi. Ben çok beğendim biraz daha uzun vakit ayırabilmeyi isterdim.

    Ait-Ben-Haddou’nun Ksar’ı, güney Fas mimarisinin çarpıcı bir örneğidir.Ksar, toplu bir konut grubuna verilen isimmiş. Bu tür mimari Fasın güneyince 17 yy’dan itibaren görülmeye başlanmış.1940’larda içinde 90 aile yaşarken kale içinde şuan 5 ailenin yaşadığını söyledi rehberimi.1987’den beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Ait-Benhaddou, Marakeş ile Sahara arasındaki kervan yolu boyunca bir zamanlar önemli bir durakmış. Kale içinde bir cami, iki mezarlık (Yahudi ve Müslüman), bir kamu meydanı ve surların dışında harman alanları bulunmaktadır.

7-Arabistanlı Lawrence, İndiana Johns, Asterix, Gladiatör, Games of Trones ve daha bir çok dünyaca ünlü filmde burada çekilmiş.

 

8- Çöl Turu

Ömrüm boyunca  yaptigim seyehatlar icindeki en büyük hayal kirikligi bu Çöl turu oldu. Hic aklimda yokken internette  ballandira ballandira anlatan  bir arkadasa inanarak ve Segahida ikna ederek basladik tur satan yerleri dolasip fiyat sormaya ve detaylari ögrenmeye. Fiyatlarda cok siki pazarlik yapmak gerekiyordu. Biz kisi basi 40 Euro ya kadar düsürebildik. Turda tanistigimiz 4 Ingiliz internetten almis ve 80 Euro nun üzerinde, Isvicreden gelen bir cift ise  direk otelden almis ve sadece 25 Euro ödemislerdi. Marakesten 9 saat uzaklikta olan Merzouga ya 2 gece 3 gün ve 6 saat uzakliktaki Zagoraya 1 gece  2 gün turlari var. Bizim cok vaktimiz olmadigi icin Zagora turunu sectik. Herseyi en ince ayrintisina kadar sorduk. Hicbir zaman tur almayan , tura karsi olan ben ilkkez böyle  bir deneyim yasayacaktim.  cünkü tur almadan cöle gitme, konaklama secenegi yoktu. Turla ilgili sordugumuz sorulara karsilik anlatilan suydu: Saat 7 de otelimizden alinacak, minübüslerle yola cikacaktik. Giderken  Kasbah Ait Benhaddou da durulup rehber esliginde gezilecek ardindan ayni yerde tura dahil olmayan ögle yemegi molasi verilecekti. Sonrasinda yola devam edilerek cölde 1 saat lik develerle yapilacak yolculugun baslayacagi yere varilacakti.extra yanimiza birsey almamiza gerek yoktu, hava sicakligi Marekesteki gibiydi.Aksam yemegi cadirlarin kurulu oldugu kampta yapilacak, yemekten sonra özel show seyredilecekti. Ertesi sabah kahvaltidan sonra yola cikilacak yolda CLA Studios, Ouarzazate ugranilacakti.

Bakalim hersey anlatildigi gibi mi oldu.

     Sabah saat 07:30 da otelimizden alindik. Söylenenlere pek güvenmedigimiz icin yanimiza otelden bir battaniye mont, bere, eldiven, kislik corplar  ve bol bol yiyecek almayi ihmal etmedik.6 saat süren yolculuk benim icin gercekten uzundu. Simsiyah tepelerin kizila döndügü yer yer sarardigi Kaktüs daglarini izlemek ve minübüs soförünün yol boyunca caldigi yerel müziklerin pop ve rock versiyonlari (gercekten müziklere bayildim) beni oyaladi. Nihayet develerle yola devam edecegimiz yere geldik.iste orda basladi hayal kirikligim. Cünkü geldigimiz yerde ucsuz bucaksiz ,düz bombos bir arazi uzanmaktaydi ama ortada cöle benzer birsey görünmüyordu. En azindan  bizim umdugumuz anlamda kum cölü yoktu ortalarda.Develerle 1 saatlik bir yolculuk hesaplandigindada ulasilabilecek bir cöl de görünmüyordu. Bindik develere ciktik yola. Ben sadece 5 dakika dayanabildim. Inmek istedigimi söyledim. O kadar rahatsizdiki deve üstünde oturmak cekilecek izdirap degildi, 1 saat nasil dayanacaktim? Yanimda getirdigim batttaniyeyi oturma yerine koyarak biraz olsun katlanabilir hale  getirdim. 1 saat dedikleri yol 15 dakika son buldu. Kum olan 4 cadir kampinin bulundugu yere geldik. Ilk düsündügüm sey kamp icin  suni olusturulmus bir cöl olduguydu. Cünkü kilometrelerce uzanan  arazide sadece  cadir kamplarinin bulundugu yerde kum vardi.

           Günes batmak üzerydi ve karanlik cökmeden bir iki kare fotograf zar zor cekebildik. Bizi cadirlarimiza gönderdiler, ingilterede okuyan cinli biri ile paylastik cadiri.Esyalarimizi birakip daire seklinde yerlestirilmis cadirlarin ortasinda yakilmis kücük bir atesin yanina serilmis kilim ve yastiklarin üzerinde yerimizi aldik. Marekesin o ünlü  taze nane yapraklarinin icine konulan cok sekerli caydan ikram edildi. Herkes ismini ve nerden geldigini söyledi sirayla. Grubun cogunlugu Avrupadan geliyordu. Kolombiyadan gelen bir cift vardi. Grubumuza liderlik eden kisi biraz denediysede sohbet ilerlemedi. Bizde yanimizdakilerle konusmayi denedik ama cokta basarili bir sohbet gerceklesmedi.

     Aksam yemegine gecildi. Aksam yemegimiz corba,Tajin ve  mandalina idi. Yemek sonrasi yapilacak Showu gercekten merakla bekledik. Gökyüzü bulutsuz ve yildizlarla doluydu, ates kücük ama sari kumlar arasinda hos bir anbians yaratiyordu. Berberi giysileri ile 3 kisi  atesin etrafinda oturdu bir Djembe esliginde bir ritm tutturdular. Biz ve yanimizdaki polonyali gurup alkislarla eslik etmeye calistiysada paylastigim videoda göreceginiz gibi bir Show olmaktan cok uzakti. 25-30 kisi gözlerini bu 3 kisiye dikmis birseyler beklemekte idi. 15 dakika süren bu müzik denemesinden sonra adamlar birakti. Herkes  kilimlere yastiklara uzanarak yildizlari seyretmeye koyuldu. Yandaki kamptan müzik, alkis, ciglik sesleri geliyordu. Belliki onlar cok egleniyordu. Segah a gizlice oraya kacmayi önerdimsede cadirlar arasinda kosturan köpeklerden korktugu icin ikna edemedim.Hava cok sogumustu cadirlara gitmeye karar verdik. Naylonla kapli yataklarimiza iki kirli battaniyeye  otelden aldigimiz battaniyeyide ekleyip montla eldivenle yataga girdik. Iste  izdirabin ikinci ayagi basladi. Soguktan uyumak mümkün degildi.Biraz üsümekten falan bahsetmiyorum,  dislerim zangir zangir titredi.Sonrasinda 4 hafta süren bir hastalik beni bekliyordu tabii. Arkadas dedim solar sistemle aydinlanma sagliyabiliyorsan her cadira bir isiticida koyabilirsin.Telefonu sarj edebileceginiz bir priz bile yoktu. Ah dedim biz Türkler burayi 5 yildizli otel konforunda tesis ederdik. Cadirimizi paylastigimiz cinli devasa fotograf makinesini alip bütün gece disaridaydi sabah 4 de dogru yataga girdi. Yildizlar disinda ne cekti bütün gece acaba.

    Sabah 6 gibi herkes cadirdan cikti. Herkes ayni durumdaydi, kimse soguktan uyuyamamisti. Battaniye, bere, eldiven, mont gibi  en akillica seyleri biz almistik yanimiza buna ragmen perisan olduysak incecik giysilerle gelen insanlarin halini düsünemiyorum bile.

      Gelelim sabah kahvaltisina . Rezalet ötesi. Bir masa üzerine bir kase bal bir kase recel bir kase tereyag konulmustu. Soguk ve uykusuzluktan perisan olmus 30 kisi o kaselere saldirdi resmen. Ben kahvede var diyen adamin resmen üstüne atladim. Hava aydinlanmis ama günes daglarin ardindan henüz görünmemisti, aksam günesin batisini kacirdik hic degilse dogusunu fotograflayalim dediysekte yallah yallah naralariyla alelacele develere bindirildik. Segah deveye binmeyi reddetip yanimizda yürümeyi tercih etti. Hak vermemek elde degildi. 15 dakikada olsa cekilecek dert degildi. Dönüs yolunda CLA  studios ouarzazate da mola verdik herkes bir an önce Marakese dönmek istiyordu kimse iceri girmeyince orayida göremeden gectik.Sonuc ? Hayatim boyunca yüzlerce seyehat gerceklestirdim asla tur almadim, heryere kendim gittim. Haklimiymisim? Kesinlikle. Bizim yasadigimiz bu kötü deneyimi yasamak istemiyor ama yinede illede bir cöl turu yapmak istiyorum diyorsaniz Merzouga ya 2 gece 3 gün olanini tercih edebilirsiniz.

9 – Menera Bahcesi

Almohad hanedanlığı döneminde 12. yüzyılın ortalarında kurulmus bahce yağmur suyu veya yeraltı suyu ile beslenen merkezi bir su havzasının etrafına inşa edilmiş ve çevredeki bitki örtüsünü suluyor.Biz göremesekte havuzda cokca Sazan baligi varmis. Menara bahçeleri de UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” olarak sınıflandırılmış.

Jemaa elFnaadan bir taksiciyle 25 Dirheme anlasarak gittik. Cok büyük bir ama bakimsiz ve kirli bir havuz etrafinda yerli halk daha cok gencler oturuyordu. Havuzun bir kenarinda kücük bir yapi vardi.Giris 60 Dirhemdi, cok etkilenmedigimiz icin girmedik.Yan tarafindaki zeytin agaclari arasindan toz toprak icinde yürüyerek ana caddeye ulastik.

10 – Marekes Tren Istasyonu

Menera bahcesinde kisacik kalip yine taksi ile anlasip ama bu sefer 20 Dirheme  Marakes tren Istasyonuna gittik. Hangi akla hizmet burasi gezilecek yerler listesinde yer almisti anlayamadim. Avrupada tarihi , mimarisi gercekten farkli bircok tren istasyonu görmüstüm bunun hicbir  ama gercekten görmeye deger hicbir tarafi yoktu. Tamamen zaman kaybi idi. Gelmisken bir kahve molasi verdik. Buraya gelmemiz  cok hos vakit gecirecegimiz bir yer kesvetmemize neden  oldu. Bir sonraki bölümde.     

11 –  Royal Tiyatro

Tren istasyonunda verdigimiz moladan sonra disari cikip istasyonun önündeki kavsakta istasyonun caprazinda sari bir bina gördük oraya gidip kapi önüne sandalye atarak oturan iki adama bir sonraki gidecegimiz yeri sorduk. Kapi acikti söyle bir bakinalim  dedik. Turistik bir yer degildi kimseler yoktu, isik o kadar hostuki  bol bol fotograf cektik.Giris iki farkli bölümden olusuyordu. Yukari cikan merdivenler üzerindeki tavan kubbeli duvarlar pembe idi. Üst katta yine pembe renkli bir koridoru gecince kirmizi bir salona geldik.Vaktiniz varsa fotograf cekmeyi, cekilmeyi seviyorsaniz mutlaka ugrayin kimseciklerin olmadigi bu yerde rahat rahat onlarca fotograf cekebilirsiniz. Iste bizim cektiklerimizden birkac kare.

Yazımızın devamı için takipte kalın……(TIKLAYINIZ)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here