YAZARIN DİĞER YAZILARINI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

        Bazı insanlar bazı insanları bazı insanların anlattığı kadar bilirler ama o anlatılan bazı insanlar anlatan bazı insanların seviyesinde olmamak için susarlar ama dinleyen bazı insanların bunu anlaması da onların kapasitesine kalmış bir durumdur!!! Hayat mücadelesinin belki de en ağır olduğu dönemlerden birinde yaşıyoruz, iş-ev-aile-sosyal çevre, tek tek saymaya kalksak bir sürü neden vardır. Herkeste bir tahammülsüzlük, ha birde şu son zamanlarda stres olayımızda var. Stres acaba neden kaynaklanıyor diye çok düşündüm, bu konu ile ilgili çok kitaplar okudum ve okumaya da devam ediyorum, stresi oluşturan nedenler de bizleriz ve yine her şeyin altından insanoğlu çıkarken bundan da insanoğlu çıkıyor yani. Görüyoruz ki iki insandan biri sıkıntılı, sorunlu ve saçma sapan nedenlerle diğerini kırıyor, karşısındaki de alttan alıyorsa işte o zaman sorunlu olan dünyayı ben kurtarıyorum havasında ve öyle görünüyor çevredeki insancıklar tarafından. Ama işin aslı öyle midir? Tabiî ki değildir.            Ve bunu da çevredeki insanlar ın görmemesi ile hayatımızda stres baş göstermeye başlıyor. Sonrasında bakıyoruz ki işi yapan başkası ama aferini alan başkası ve diyoruz ki çok stresli bir dönemdeyiz, çünkü ; Hoşgörü Yok Saygı yok Tahammül yok Sevgi yok Dedikodu çok Anlayıp dinleme yok Önyargı çok Eğitimin diploma ile sınırlandırıldığı kavramı çok Kişilik geliştirme yok Eğer bir üst konumda isen alt konumdakini ezme hakkın çok En baş mesele ise insanlığı unutmak çok Ve diyoruz ki biz mutlu değiliz. Belki de mutlu olmayı hak edenlerin yanında olmadığımız için mutlu değiliz. Aile ilişkilerinde aile büyüklerine saygı olmadığı için –ki aile büyükleri de benim çocuğum her şeyi yapar mantığında ya da her şeyi çok bildiğini zannedenlerin yetiştirdiği çocukların da çocuklarını yetiştirdiğinden saygısızlık almış başını gidiyor. Çalışma hayatının da içinde olan bir durum bu konu, patronun akrabası, müdürün tanıdığı, vekilin getirdiği, arkası sağlam, benim yerime geçerse, yok efendim güçlü biri daha çok sıralanıp gider bu konuların maddeleri. Nedir bu saçmalık, kimdir ki bunlar, onlarda senin benim gibi insanoğlu ve bu kişiler nedeni değilmidir zaten iş ortamlarında ki dengesizliğin , sanırlar ki iş yeri onlara ait, burayı kurtaracak benim der hatta bazıları, ben olmasam olmaz, ha birde sessiz kesim vardır bunların içinde, sessizliği edebinden değildir ama, sanırsın ki selam verse burnu düşecek kafa o kadar yukarıdadır, sonra bakarsın ki aslında burnu yukarda olanın kişiliği yerin dibindedir. Hani bilmem şunun dedikleri kişilerin özetidir aslında. Özeti olsa ne olur ki kitabını yuttuktan sonra. İş ortamlarımızda birçok kişi bu durumlarla karşılaşmıştır ve herkes bilir mutlaka iş etiğini ve kurallarını, uyanlarda çok nadirdir, uyan olursa da zaten dikkat çeker, ama herkes birilerini kandırmaca derdine düşmüş kimse kimseyi dinlemez olmuş, büyük şehirlerde ki siyasi düşüncenin değişimi de bir nebze bu sebeplerden oldu. Ve ardından bakıyorsunuz ki bir yığın insan, başka bir tarafta ki bir yığın insanı strese sokuyor. Ama iş- ev- aile- sosyal çevre dedikleri saçmalığın ortasında yaşanıyor bunlar. Herkesin ardına saklandığı bir durum aslında yazının başlarında maddelemiş olduğum nedenler değil midir?

         Hayatın özetini özetsiz konular nedeniyle ardımıza bırakıyoruz. Kimse çalıştığımız yeri bize vermeyecek ya da Mısır da ki dedemizden de miras kalmayacağına göre ve en önemlisi de insanoğlu olduğu sürece tek başına bir insan hayatını idame ettiremeyeceğine göre bizler hoşgörüyü yanımıza alıp, tebessümü heybemize koysak, koltuğa göre şekil almasak, saygıyı da her daim elimizde bulundursak zaten aşamayacağım hiçbir sorun olmaz. Ha bu arada konu geniş sadece burada sınırlandırılmış gibi görünsede aile ayrı etken demiştik onu ayrı ele almak lazım, sosyal çevre ayrı etken demiştik onu da ayrı ele alacağız, iş ayrı ve onu da şu an ele almış bulunmaktayız. Yaşamdan kesitlerle yazılarımı ortaya dökmeyi seviyorum. En azından biraz biraz dokunmuş oluyoruz herkesin dünyasına. Gelelim iş mevzusuna, özel sektör ayrı bir sorun, kamu ayrı bir sorun değil midir? Ne çok soru soruyorum ve bunu da seviyorum, sorduğum sorular herkesin şimdilerde dilinde olan sorular aslında ben sadece burada yazıya döküyorum. Bakalım şöyle bir özel sektöre, trilyonluk ciroların olduğu işletmeler ve bu işletmelerin A’dan Z’ye çalışanları. Adam bilmem ne üniversitesinin bilmem ne bölümünden mezun olmuş ve istediği iş statüsü masa başı elinde dosya ve müdür sıfatında, e evladım sen bu bölümü okuduktan sonra hangi alanda kendini geliştirdin cevap da güzel tabi futbol gerçi kimileri onu da yapamıyor o da ayrı, kurs var mı, hımmm (varla yok arası), tecrübe nedir ( okudum ben), iş tecrübesi nedir ( okuldayken bir ara staj yapmıştık) sonra da masa başı ve müdür olmak istiyorsun. Sonra da gençler gelip biz iş bulamıyoruz ve her altı ayda bir işsizlik oranlarını ellerine alıp evet bu oran var ve biz işsiziz diyebiliyorlar, eğer bilinçli bir işletmeye denk geldiyseniz o kişide ki ışığı görmüşse alıp bir güzel yetiştirip bir gün gerçekten istediği o masaya eğitim ve tecrübeli biri olarak seni oturtabiliyor. Ya bir de denk gelmediyseniz o zaman da bizim ülkemizde işsizlik oranlarımız alıp başını gidiyor.

          Bir de madalyonun diğer tarafı var kişi çok meziyetlidir, iş tecrübesini katlamıştır ve işletmeye ışık olarak parlamaktadır ama bakıyorsunuz ki çevresindekilere, ışığını söndürmek için ellerinden geldiğince iş ortamında gerginlikler oluştururlar sanki o değil de diğerleri yapıyormuş havasına bürünürler ve sonrasında da uygulanan mobingle biz sizinle çalışamayacağız diye iş yerinde ki iş hayatına son verirler, tabi bunlardan diğerlerinin haberi yoktur, çünkü ilgilendikleri şirketleri bir adım daha önde olsun birkaç kuruş daha fazla para kazanalım ama ekibini iyi kurmadığın zaman sürdürebilirliğini yok etmek için kendine zemin hazırladığının da farkındamısındır? Özel sektörü biraz biraz tanımladık, birde kamu tarafına bakalım. Çocukluk yıllarımızda ya da rahmetli Kemal Sunal’ın filmlerinden de hatırlarız ya devlet dairesinde bir işin varsa eğer bugün git yarın geller vardır hani, aslında adamın yapacağı iş birkaç satır okuyup eğer uygunsa bir imza atmaktır. Olmaz bugün gidilip yarın gelinmesi lazım çünkü, bugün gidip yarın gelmezse eğer kime boş boş otururken çok yoruldun, çok çalıştın diye söylenecek. Teknolojinin gelişimi ile biraz daha programlı oldu ve daha bilinçli bir halk olduğu için insanların karşısında sorgulamayı yapabiliyoruz artık. Bugün git yarın gellerimiz kalktı çok şükür ortadan fakat bu kez de farklı bir ortam çıktı ortaya. Bu kez bugün git yarın gellerimiz değil çalışanların arasında işe alımlar ve süreçlerimiz farklılalaştı. Yani iş gücü değil de iş gücünü oluşturacak insanların mevkidaş gücü çıktı ortaya. Bir tık yukarıda tanıdığı olan diğer aşağıdakini ezebiliyor, ki birde adamım muamalesi varsa o zaman değmeyin keyiflerine, adamım sessizdir, sinsidir, ulu orta söylenmez ya da olaylar tam yukarıya gitmez arada kaynayıverir ama adamım yoktur denilir. Sonra da biz bakarız ki stres almış başını gidiyor. Acaba neden ??? O adamım diyenlerin elindeki dayanakları hep o adamdır, ya o adam gidince ne olacak, alacak bir stres basacak afakanlar ve sonra da seyreyle gümbürtüyü. Kurumsallaşmanın adamlaşmaktan geldiğini düşünenlerde var, evet ekip iyi olmalı ki sende bir adım öne çıkabilmelisin, ama ekibini iyi seçecek kişi de sen değilsin burada, özellikle kamu ise çalıştığın alan ya da yönetici olduğun alan. Bu ayrımı yapamadığımız için son dönemlerde ki siyasi süreçlerin seyirleri de değişti. 3 çalışanın yanına 15 çalışmayan eklersen ekibim diyerek hem boşa giden paraları hem de ekibindeki bozulmaları fark etmemek imkansızdır. Bir işi bir kişi yapabilecekken 10 kişiyi o işe almanın mantığı nedir acaba çok merak ediyorum. İş istihdamı yaratmaksa eğer bu şekilde değil de çalışma ortamı oluşturulsa ve gerçekten herkes birbirinin ardından adamcılık oynamadan iş için çalışsa olmuyor mu ? Ah bu stres dedikleri neler de döküverdi dilimden daha çok yazacağım ama belki yine birinin adamı geliyordur peşimden.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here