Doğumlar, ölümler, kayıplar var hayatta. Zamansız yüreklerimize oturan acılar, hayatın akışında ansızın kendini hatırlatırlar. Acının dili ve tarifi yok. Yazılan kitaplar, okunan şiirler ve birçok eser gidenlerin, kalanlar üzerindeki bıraktığı ağır ruh halini tanımlayamaz. Zamandır en güzel çare. Zamanın akıl almaz hızı unutturmasa da yaşananları kabuk bağlayan acılar ve beraberinde getirdiği sancıları bir nebze azaltır yüreklerde.

Sizlere bu hafta Değerli Yazar Ramazan Aydoğmuş’un kaleminden çıkan ‘Hayata Tutunmak’ kitabından bahsetmek istiyorum. Eser yazarın hayat hikayesinden alıntıdır. Ailesini, çocukluğunu ve sonraki tüm süreçlerini anlatmakta. Babasının ölümü üzerine yetiştirme yurduna verilişini, yaşanan olayları tüm çıplaklığıyla okuyucuya sunuyor. Yalnızlığın en yalın halini anlatan unutulmaz bir eser Hayata Tutunmak.

Anne babaya, mutlu bir aileye sahip olmak şükredilmesi gereken büyük nimetlerden biridir şüphesiz. Bu nimetin değerini ondan mahrum olarak yetiştirme yurtlarında büyüyen bütün çocuklar gayet iyi bilir. Fakat onların derdini insanlar bilmez, bilse de çoğu anlamaz. Çünkü yurt çocukları koşup sarılacakları ve başlarını yaslayıp gözyaşlarını dindirebilecekleri şefkatli bir kucağa sahip olamamışlardır. Onların geçmişte yaşadıkları acı kayıplar, kalplerinde açılan gizli birer yara gibidir. Bu yaralar bir ömür boyu sızlar durur.

(Ramazan Aydoğmuş’un Hayata Tutunmak kitabından alıntıdır.)

Edebiyata, sanata ve insana dair görüşmek üzere…

İlknur ARTUĞ