Merhabalar,

Edebiyat; hayatı daha anlamlı hale getiren en güzel eylemlerden biri. Hayatımıza anlam katan edebiyat emekçisi yazarlara ne de çok şey borçluyuz. Yeni bir haftanın başlamasıyla sizlere Sevgili Yazar Gülhan GENÇ‘le gerçekleştirdiğimiz eserleri ve edebiyat hakkındaki sanat kokan röportajımızı sunarız.

1-Kendinizi bizlere tanıtır mısınız?

Merhabalar ben Gülhan Genç. Tokat Zile doğumluyum.  Evliyim ve bir oğlum var. Selçuk Üniversitesi Tekstil MYO ve AÖF Bankacılık ve Sigortacılık bölümü mezunuyum. Şu an İstanbul’da özel bir sektörde finansçı olarak çalışmaktayım.

2-İlk ne zaman yazmaya başladınız ve ne zaman ‘Benim bir kitabım olmalı’ dediniz?

İlkokul son sınıftan itibaren yazdığımı hatırlıyorum. Sonrasında ortaokulda kompozisyon dersiyle tanıştım ve küçük küçük hikayeler, şiirler biriktirmeye başladım. Liseye gittiğim yıllarda bazı yarışmalardan derece almam beni daha da yüreklendirdi. Kendimi geliştirmek için kitaplar okudum, bireysel eğitimler aldım. Öykülerimin olgunlaştığını düşündüğümde 2012 yılında Favori Yayınlarıyla anlaşarak 14 öyküden oluşan Kibele’nin Güncesi adlı kitabımı çıkardım.

3-Mutsuz Ruhlar Ülkesi adlı romanınızdan önce Maşuk adlı romanınız çıktı. Bu kitabınızla ilgili ne söylersiniz?

Maşuk roman olarak ilk göz ağrım. Maşuk’u on yıl gibi bir sürede tamamladım. İçinde büyük bir aşk, acı bir ölüm, duygusal bir adam, kendini arayan bir kadın ve bir çocuğun doğma serüveni var. Ama bu çocuğun özelliği asıl annesinin ölümünden beş yıl sonra dünyaya gelmesidir. Kitabımın basıldığı günden itibaren çok güzel yorumlar aldım. Kitabın sonunu okuyucunun hayal gücüne bırakmıştım ama kitabı okuyan okurlarım ‘bu kitabın devamı olmalı’ dediği için şu an ikincisini yazıyorum.

4-Peki Mutsuz Ruhlar Ülkesinde okurlar ne bulacaklar, neden okumalılar?

Mutsuz Ruhlar Ülkesi’ni baskıdan önce okumaları ve fikirlerini söylemeleri için gönderdiğim dostlarım, kitap için terapi gibi demişlerdi. Öncelikle Cemre Sevinç’in içe yolculuğunda ona arkadaşlık edecek okur.  Onunla birlikte üzülecek, darlanacak ama onunla birlikte iyileşecek kendi ruhundaki yaralar da.

5-Kitabın isminin okuyucu üzerinde bir olumsuzluk yaratacağından endişe duydunuz mu? Sonuçta kimse mutsuz olmak istemez ve kitabın ismi mutsuzluğu çağrıştırıyor.

Evet, böyle bir risk içeriyor. Fakat içindekiler tünelin ucundaki ışık gibi. Adım adım aydınlığa çıkıyorsunuz. Önsözde de belirttiğim üzere;

‘’En derin tecrübeler ve en bilge öğretmenler yaşadığımız acılardır. Mutlu bir hikâye bekliyorsan üzgünüm, Cemre Sevinç’in yaşadıkları seni üzecek.  Acının içindeki sabrı ve bilgeliği merak ediyorsan Mutsuz Ruhlar Ülkesi’nin kapıları açıldı.’’

6-Kitabınızda farklı bir teknik kullanmışsınız. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Mutsuz Ruhlar Ülkesi iç içe geçmiş iki roman, bir öykü ve her bölüm sonrası bölümle özdeşleşmiş bir denemeden oluşuyor. Asıl karakter Cemre Sevinç. Bununla birlikte Zümrüt ve Yiğit’in aşkla imtihanını, Muazzez Hanım’ın kızının ödül alan öyküsünü de Cemre Sevinç’in dilinden okuyacağız. Yani okuyucunun hiç sıkılmadan dolu dolu okuyacağı bir kitap Mutsuz Ruhlar Ülkesi.

7-Yeni çalışmalarınız var mı? Yeni kitabınız okuyucusuyla ne zaman buluşacak?

Yeni çalışmam Maşuk romanımın devamı olan Maşuk II/Sakura Zamanı. İnşallah bir aksilik olmazsa Mayıs veya Haziranda baskıya gireceğiz. Bu romanımın ardından kendi memleketim Zile’nin tarihini anlatan romanın hazırlıklarına başlayacağım. ‘Veni, Vidi, Vici’ sözünü tarihe yazdıran savaşı anlatmayı istiyorum.

8-Son olarak bir yazar olarak kendinizi gelecekte nerede görmeyi arzuluyorsunuz?

Her yazarın olmayı düşlediği yerde olmak istiyorum ben de. Yani bir gün kitaplarımın klasikler arasında yer almasını. Bunun da çok çalışarak ve özgün kitaplara hayat verilerek başarılacağının farkındayım. Bu güzel röportaj için size ve ekibinize çok teşekkür ediyorum. Ve dilerim okuyucular hem röportajdan hem de kitaplarımdan büyük keyif alırlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here