Bir zamanlar telaffuz edilen gelecekte yaşayan biz Türk kadınının, birçok alanda gösterdiği başarılarının ve mücadelelerinin duyulması/ duyurulması bence çok önemli ve çok güzel. Tarihimizde adını kazımış kadınlarımıza Alfa Kadın diyenler var. Alfa Kadınlarını işleyerek bilene/bilmeyene aktarmayı hedef seçmiş güzel yüreklerle tanıştım yakın zamanda. Toplumun içerisinde üretkenliği ve hayat içerisindeki varlığının olumlu sonuçlarını tespit ettikleri kadınlarımızı bu topluluğa dahil etmek için görüşmeler yaptıklarından bahsettiler. Ben ilk olarak şunu geçirdim aklımdan. Ancak daha sonra fark ettim ki, bunu sesli düşünmüşüm😊 Söylediğim şuydu; ‘Alfa Kadın olunur mu yoksa bir kadın Alfa Kadını olarak mı doğar?’ ‘İlginç düşünce.’ diye bir ses duyunca anladım olayın sesli gerçekleştiğini. O an düşündüm; Ben ve Alfa Kadın. ‘Bir örnek teşkil eder miyim?’ diye düşündüm. Sonra burada mütevaziliğin konuyla alakası olmadığına karar verdim. Sonuçta tüm hayatımı gözler önüne seren ‘Utandım’ adlı kitabımı yazmıştım ve o sayfalarda çok denizyıldızıyla buluşmuştuk. ‘Tamam’ oldu tekliflerinin karşılığı. Ama bir şartım vardı. Hazırlanacak sunumun tarzı ‘bir kadının maduriyetleri/ çaresizlikleri başlığı altında, buram buram acıtasyon kokan cümlelerle olmayacaktı.

       Çünkü ben kitabımda dahi başarıları ve hayatı seyredişimi bu şekilde işlememiştim. Özellikle işlemedim. Yoksa bu kitabı şu şekilde de yazabilirdim; İlk eşimi yirmi dört yaşında hiç beklenmedik bir kaosun içine düşerek kaybettim, ardından çocuğumu kucağıma alacağımı öğrendiğim gün başlayan kabuslar, iki kere kansere yakalanmam… Hayır bu değildir aktarılması gereken kadın profili.

     Ben işin kadın/erkek kısmında da olmadığım için bugüne kadar bazı zihinler tarafından lanse edilen kadının ezilen/mağdur edilen/eziyet görmüş bir cins olarak yansıtılmasına ve bu yansımayla da GÜÇLÜ KADIN profili çizilmesine karşıyım. O nedenledir ki; benim yaşam çıkarımlarımın duygularımla çarpışması evresinde, tutunduğu tavır ve ardından bana yüklediklerini ele aldım. Yüklemeleri eleştirdim. Onlara aslında var olanları/kazanımları görmeden üzerini silerek, aktardıkları olumsuzluklar karşında göstermesi gereken tavırlardan bahsettim. Yani yine benim soruma çıktı düşüncelerim.

       Alfa Kadını olunur mu yoksa doğulur mu? Yaşanılanlar mı bizi güçlü kılar yoksa biz güçlü olduğumuz için mi bunları yaşarız? Yaşadıkça güçlenir sonra ALFA mı oluruz? Yoksa farkında değiliz de yaşadıkça o ALFA mı çıkar ortaya? Bunun bilimsel araştırma sonucuna vakıf değilim; ancak bildiğim şeyler var ki Alfa olmak öyle kolay olmasa gerek. Taktir almak/övülmeye layık konuma gelmek kolay değildir. Yaptıklarınızı sadece bu konuma gelmek için yapıyorsanız, başarısız olma ihtimali çok fazladır. Bir yerde rol yapıyorsunuz demektir. Güç inşa edilebilir. Güç ile eğer siz kendinize artı katabiliyorsanız o zaman size Alfa, Başarılı İnsan… diye başka kişiler seslenir. Kendinizi bilgi ile besliyorsanız size danışılır. İnsani yönünüzü beslerseniz sizden yardım isteyen olur. Egonuz hissedilmeyecek sınırda, mütevaziliğiniz karşınızdakine saygınlık uyandırıyorsa ulaşılır ve sevilebilir bir insan olursunuz. Bu örnekler bir insanın gelişmesi ve güçlü/başarılı/örnek gösterilen bir kişi olması için çok önemlidir bence. Alfa, başarılı, cesur, taktire şayan kelimelerini hak etmek bir yana, insan olarak var olabilmeyi başardığımız sürece zaten saygı, sevgi, yardımlaşma, birliktelik, ilerleme, gelişme, mutluluk kelimeleri gerçek olacaktır.

Sevgiyle kalın.

Tüm Alfalara Selam Olsun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here