CORONA’DAN DAHA TEHLİKELİ BİR ŞEY VAR

Çin dedik, yarasa yemelerinden tutun, hastalığı geç duyurmalarına kadar günlerce onları konuştuk. Çin Hükümeti, ‘Biz bu durumu kontrol altına aldık.’ dedi. Hatta şu an onların ürettiği kitlerle hastalığın tespitini yapıyoruz. Çeşitli, farklı senaryolar havalarda uçuşuyor. Bu planlıydı hatta ‘Aşıyı buldular.’ diyenlerin sayısı oldukça fazla. Aklımız allak bullak. Sonuç?

Sorulardan çok sonuca odaklananlar bu illeti nasıl alt ederiz derdindeler. Onlar da hastanelerde, laboratuvarda ve makamlarının başında. Şimdi gelelim olayın, insanlar üzerindeki mevcudiyetine.

CORONA’DAN DAHA TEHLİKELİ OLAN ŞEY NE?

Tüm dünyanın etkisi altına aldığı ve birçok canın yok olduğu, senaryolardan vizyona fırlamış senaryoların gerçeğini yaşadığımız bu gerçek tehlike karşısında, insanoğlu ne yapıyor? Yaş gruplarının farklı tehditler altında bulunduğu bu durumda yetkililer elinden geleni yapıyor. Tecrübe edilmiş noktalardan yola çıkarak bizlere iletilenlerin uygulanması gerekli değil mi? Alınan önlemlerden sadece bir grup memnun belki de. Çocuklar. Okul tatili onları mutlu ederken, durumun bizlere ilettikleri; zor, sabır gerektiren, önem içeren, kısıtlamalar getiren bir durum. Peki hepimiz öyle miyiz?

Hayır.

Bugüne kadar balık avlamamış, koşuya ömründe çıkmamış, pikniğe bu mevsimde hiç gitmeyi düşünmemiş birçok insan sahilde, yeşillik alanlarda. Alışveriş durumuna hiç girmeyeceğim. Bebeğine bebek bezi bulamayan annelerin çilesini biliyorum diyelim. Siz anlayın. Kargo ve taşımada bir sıkıntımız yokken buna neden olan etki nereden geliyor?

BENCİLLİKTEN!!!

Corona’dan daha tehlikeli olan şey BENCİLLİK. Hala şu idrak edilemedi diye düşünüyorum. Bizim çok güzel bir sözümüz var. ‘BİRİMİZ HEPİMİZ HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN.’

Bu sözün altını dolduracak mevzular algılanmayıp, uygulanmadığı sürece bugün Corona gider, yarın açlık, susuzluk… gelir. Sonuç milyarlara dokunur ve böyle devam ederse de dokunacak gibi görünüyor. Acil olarak ‘Birey’ demenin ne olduğu kavranılmalı. Bencillik acil olarak terk edilmelidir tüm insanlar tarafından. Aksi taktirde ne yiyecek yemek ne içecek su ne de bizler için önemli bir döngüye ait olan canlıların tükenmesine engel olamayız. Bizler o döngüye zarar veriyoruz.

Sen hastalanırsan belirli bir yaş üzerindeki insanlar ÖLECEK!

Sen hastalığın yayılmasına engel olmazsan ekonomi ETKİLENECEK.

Sen evinde oturmazsan o anne çocuğuna bez, hastalar ilaç… BULAMAYACAK.

Sen nefsine hakim olamazsan bizler evlere kapanmaya DEVAM EDECEĞİZ. Sen, sadece sen olmadığını kavrayamazsan çocuklarımız eğitime DÖNEMEYECEK.

Sen, bu evrende doldurduğun boşluğun sorumluluğunu yerine getirmezsen çok İNSAN ÖLECEK.

Hala sokaklarda duyuyorum. ‘Bunların hepsi senaryo. Korku algısı oluşturulmaya çalışılıyor.’ diye.

‘Bunu şu ana kadar hayatını kaybetmiş 15.000 kişiye, hastalıkla tanışmış 335.000 kişiyle konuşmak ister misin?’ dememek için kendimi zor tutuyorum. Nedeni bana kendince mantıklı bulduğu bir cevabı olduğundan emin olmam ve benim bu yanıt karşısında aval aval ona bakacağımı bilmem. Ne dersin ki o kişilere?

Yaşadığımız illeti bu rehavetle karşılarsak, yaşayabileceklerimizi tahmin etmek için felaket senaryosu ile sinemaya aktarılan filmleri izlemeye gerek yok.

Yapmamız gereken tek şey; sadece hepimizde yer alan bir mecrayı işletmemiz.

O da AKIL.

Sağlıkla kalın, bencillikten uzak kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here