DÜNYADAKİ EN KIYMETLİ SİSTEM SİZCE HANGİSİDİR?

Çok geniş açılı bir soru yazdığımın farkındayım. İnsanoğlunun gereksinimlerinin getirilerini baz alırsak, bu sorunun karşılığı olan yanıtların ilk sırasında yerini alacak belki de ‘Sağlık Sistemi’ olacaktır.

Peki insanoğlu için ikinci derecede önemli olan sistem ne olabilir? Sanırım yiyecek temeli üzerine kurulu bir sistem olacaktır.

Zira insanoğlunun yaşamak için en büyük ihtiyacı yiyecektir.

Yiyeceğin temini konusu elbetteki ürünün kaliteli- ki sağlıklı demek çok doğru olacaktır- olması ile ele alınmalı.

Günümüzde adını ağzımıza almaktan dahi çekindiğimiz, düşmanımızın dahi yaşamasını istemediğimiz hastalıklara dahi neden olan ürünler hayatımıza dahil olmuş vaziyette.

Diyebilirsiniz ki; “Organik ürün pazarları mevcut.”

Yaşamımızı sadece çevremizde gördüklerimizle sınırlı şekilde yaşadığımız sürece yukarıdaki cümleyi kurabiliriz.

Lakin bizim halkımızın bir kesimi dahil birçok ülke vatandaşı, pazarın kapanış saatlerini bekleyerek, seçilmiş ürünlerden kalan ürünleri fiyat indirimi ile alıyor.

Hatta ve hatta pazarcılar pazarı boşalttıktan sonra çevreden sebze, meyve toplayan bir kesim dahi mevcut.

Uçların var olmadığı bir ülke varsa en azından ben bilmiyorum.

BUNU EVVEL ZAMANDAN BERİ BİLİYORUZ. YAPILACAK NE OLABİLİR Kİ?

İşte şimdi sıra geldi yazımın başında naksettiğim “Dünya’daki en kıymetli sistem hangisidir?” soruma. Bu soru da eksik olan kelimeyi de kullanınca sağlık ve üretim sisteminin hemen ardından en hayati sisteme ulaşmış olacağız.

DÜNYADAKİ EN KIYMETLİ ULAŞIM SİSTEMİ HANGİSİDİR?

Biraz düşünelim. Ürünler, giyim, kozmetik, sağlık malzemeleri… üretimden tüketime gitmeye hazır. Fabrikalarımız, işçilerimiz, çiftçilerimiz… emeklerini işlemişler ve ürünler bizlere ulaşacak vaziyette hazırlanmış. Ürün her ne olursa olsun fark etmiyor.

Karayolu ile raylı sistem farkını aktarmak amacında olduğumuz için kilo bazı ile taşımacılığı aktarmak adına yol ve ulaşım aracı üzerinde durmamız en mantıklısı olacak.

Ürünler ne olursa olsun ülkemizdeki raylı sistemde, 17.000 ton yük taşıyabilirsiniz.

Raylı sistem ile taşıyabileceğiniz bu 17.000 ton yükü  karayolu ulaşımına çevirdiğiniz vakit aynı ton ürünü 1000 adet kamyon ile sağlamak zorundasınız.

Bir kamyon -yaklaşık- 17 ton yük taşıyabileceğinden dolayı, 17.000 ton ürün taşıması için 1000 adet kamyon devreye girecektir.

Van’dan yola çıkan raylı sistem taşıma ile karayolundan ulaşıma dahil olacak 1000 kamyonun getirilerini ve götürülerini saymakla bitmez.

En güzel durumda ülkemizdeki raylı sistemde yük miktarına göre vagon ekleme ve çıkarma olanağına sahip bir mekanizmaya sahibiz.

Bu konuda bizleri en yakından ilgilendiren diğer noktayı da yani cebimize, giderimize yansıyanı en basit şekilde yazabilirim.

Antalya’da çiftçimizin ürettiği kilosu 3 tl olan limonu biz soframızda on iki- on üç liraya sıkıyoruz. Sonra da canımız sıkılıyor.

BU KADAR FARK NASIL OLUŞUYOR?

Raylı sistem ulaşımında karayolu kullanılmadığından köprü/geçit geçiş ücretleri ödenmeyerek, dalgalanan yakıt kurlarından etkilenmeden, yükleme/taşıma esnasında çalışan hamal v.b. çalışan kişi sayısı azaldığından diyerek her iki sistemin farkında yerini alan en büyük kalemleri yazmış oluruz.

Masrafın azaldığı ulaşım şekli böylece yolcu/ürün taşıma maliyetine endeksli paralel olarak yerini alıyor.

Fark sadece maddi mi? Elbette değil. Milli gelirden tutun da, doğayı ilgilendiren kısma kadar farklar mevcut.

Hatta bu fark sizin günlük yaşamınızı dahi etkileyebilir düzeyde.

1000 adet kamyonun şehrinize girdiğini düşünün. Trafiğin durumu? Çevre kirliliği? Zaman kaybı? Siz listeyi hayal gücünüzle uzatabilirsiniz.

Trafik sıkışıklığına neden olmayan, çevre kirliliğini en aza indirgeyen sistem ile gerçekleşen ulaşımın neticesinde, hızlı-daha güvenilir-maliyeti yükseltmeyen teslim noktasına aktarılanların hem ülkemize hem bizlere daha yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyorum.

Bin kişinin raylı sistem ile ulaşımının maliyeti 5.000-tl iken, aynı sayıda insanın karayolu ile ulaşımının 8.000-tl olduğunu yazarsam sanırım konu daha da netlik kazanacaktır.

PEKİ NEDEN?

Tarihimiz boyunca demir yollarının önemini bizzat yaşamış bir milletiz.

Ülke kazanımı, sofralarımızın refahı, cebimizin dostu, yolculuk/taşımacılıkta daha güvenli olacak, tüm dünyanın da en kıymetlisi olan, önemle üzerinde durulan raylı sistemi neden hayatımızın ön safhalarında yaşamıyoruz?

Güzel ülkemin var olan güzel raylarının üzerinde, üretimini bizim yaptığımız tamamıyla yerli lokomotifler ve raylı sistemlerle daha da ileriye taşıyabileceğimiz bir yapıya sahipken, neden bu hayati konu gündeme alınmıyor?

Ben limonumu sıkarken elden ele, minibüsten, kamyona ve aracılarla dolu ulaşım esnasında var olmuş emek sahibi dışında çıkarcıları anmak istemiyorum.

Ülkemin çiftçiye, üreticiye ihtiyacı çok fazla. Bizlerin, tüketicilerin de var edilen ürünleri hakkıyla makul bir fiyatla satın almaya. Sorun olarak dile getirilen aracılarsa çıkaralım aradan onları.

Vagon ekleme ve çıkarma şansına sahip olan raylı sistemimizde doğayı koruyarak, üreticiyi/tüketici savunarak bu işi gayet güzel gerçekleştiremez miyiz?

Çıkaralım aracıları, hızlı/güvenilir/ekonomik sisteme merhaba diyelim.

PINAR ÇAĞLINER

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here